2 sene önce
1018 Views

Zeytinburnu – Pole Mokotowski 5 dk

Yazar

 

  • Varşova’daki ilk zamanlar elleriyle “L” işareti yapan Legia Warszawa taraftarlarını ibda-c sempatizanı zanneden bir tek ben miyim? Galiba öyle. Bir de Salih Mirzabeyoğlu hapisten çıktığında slogan atan insanlar görmüştüm. Meğer legia taraftarlarıymış onlar, maçtan çıkmışlar. Babam siyasetten uzak dur derdi her zaman. Haklıymış.
  • Biodranka ve BİM aralarını yapmak istediğim iki arkadaşım gibi.
  • Şu Şifiyantoskişka (yazılışını hiç bilmiyorum, okunuşunu yeni öğrendim. Genelde Centrum’dan sonraki durak diye tanımların kendilerini) her neyse bu duraktaki Türk firmasının yaptığı metroya gidince gurur patlaması yaşamıyomusuz ya ? Ben acayip yaşıyorum. İstiklal marşı okumaya başlıyorum, diğer insanları saygı duruşuna davet ediyorum falan. Bir kaç kez bilet kontrolü yapmışlığım bile var.
  • Varşova’daki otobüslerde durakları najondanya diye sayan amca bizim İstanbul’da durakları sayan kadından çok daha samimi. NET. İstanbul’daki türkçe’den sonra birde ingilizce tekrar ediyor, bildiğin ukalalık yapıyo yani, hazırlığı yeni bitirip kuzenlerine şekil yapmaya çalışan beyken üni’li melisa gibi. Ne biliyim bi soğuk. Ama amca candır. Yanakları sıkılasıdır.
  • Endonezya bayrağı ile birilerini Polonya bayrağı diye çok rahat yiyebilirsiniz. Gerçi bunu neden yapasınız orası ayrı ama yaparsanız kesin yerler.
  • Polonya’da otobüs kavşağı dönerken herkes Micheal Jackon.
  • Dış görünüş itibari ile pek Türk’e benzeyen biri değilim. Bu yüzden Polonyalılar arasında rahatlıkla kamufle olabiliyorum. Bir gün tramwaya 2 tane Türk kız gülerek girdiler. Belli ki aralarında makara yapıyorlardı. Sonra biri diğerine “acayip osurasım var benim ya napsak ehehe” dedi. Daha sonra diğeri de “sorma kızım ben bir osursam millet burda baygınlık geçirir, o noktadayım ehehehi” dedi. Hemen yanımda gerçekleşti bu olay. Hem de benim yanımda. Neyse, bende birden en yakınımdakine dönüp “Pardon, saat kaç acaba?” diye sordum gayet ciddi bir şekilde. Bi saniye dedi. Kolundaki saate yada telefonuna bakmak yerine pencereden güneşe bakarak saati tahmin etmeye çalışmaya başladı. Belli ki şoka girmişti, afallamıştı, çığlık atmak istiyor ama yapamıyor gibiydi. Bende tamam gerek kalmadı diyerek olayı bitirdim. Kız acil durma frenini çekti, arkadaşı ise çekiçle camları kırıyordu. Şaka şaka sonraki durakta direk indiler. ok utanmışlardı. Ne zaman aklıma gelse gülerim hatta bazen kahkaha da atarım.
  • Sadece metro durağının bir tarafından diğer bir tarafına geçmek için ZTM tarafından bırakılan biletleri (sadece turnikeleri çalıştırmak için kullanılıyor) kullanan arkadaşlarım vardı benim. Bayağı bedava bilet zannedip yolculuk falan yapıyorladı. Çok seviyorum onları ben, çok temiz çocuklar. Ama bazıları ceza yedi. Üzülmedim. 
  • Biz Polonya’daki Türkler olarak toplanıp kendimize bir reis seçmeye kalksak şüphesiz ki o metroya, tramwaya falan en çok binenimiz olmalıdır. Çok cevvaldir o, her işimizi halleder.
  • Kim ne derse desin, Polonya ile ilgili bize sorulan en samimi soru taharet musluğu olup olmadığıdır. Hele bir de bunu soran adam, “YOK” cevabından sonra bir soru daha sorarak detaya inmeye çalışmıyorsa dünyanın en güzel insanıdır o. Tertemiz kokar o insan. Öpülüp koklanasıdır.

DEVAMI HAFTAYA…

Yorum yapın

Yorum

Etiketler:
· · · ·
Kategoriler:
featured · Genel · Magazin