Biraz Varşova

Selam,
Bugün Varşova’yı yürüyorum ,bilmediğim sokaklara girip bilmediğim sokaklara çıkıyorum.
Bir süredir yaşadığım bu şehirde hiç böyle gezmemiştim farklı ve güzel bir duygu yaşıyorum sanırım mutlu oluyorum, geçen yazımda kendinize vakit ayırın mutluluk orda saklı gibisinde afili bir cümle kurmuştum sadece lafta değil anlayacağınız şuan onu gerçekleştiriyorum
Geziyorum , bakıyorum yeni şeyler keşfediyorum , yanımdan insanlar geçiyor kimisi tuhaf gözlerle bakıyor kimisi tebessüm edip yoluna devam ediyor.
Varşova sokakları bugün benim için güzel bunun yanında hava da fazla bir güzellik sundu bana ,soğuk günlerin ardından şuan bahar havası var denebilir.
Kulağıma güzel bir ses geliyor ,piyano sesi , Varşova’nın güzel yanlarından bir tanesi daha , müziği seviyorsanız burası sizin için yaşanabilir bir yer çünkü burada yaşayan insanların müziğe karşı ayrı bir sevgisi , saygısı var.
Attığım her bir adımda biraz daha eskiye gidiyorum ,bu sokaklardan bir sürü insan geçti , bu sokaklar bir çok acıya istemeden eve sahipliği yaptı. Gördüğüm her bir duvar başka bir acı saklıyor, özellikle Polonya için bu sözleri sarf etmek tam yerinde olur diye düşünüyorum.
Sokakların güzelliği sizi büyülüyor ama etrafa biraz derinlemesine baktığınızda ,güzellikten ziyade başka şeyler görmeye başlıyorsunuz. Bu izlediğim binaların tekrar inşa edildiğini düşünürken gözleriniz doluyor , insanlara yapılan zulümleri düşünüyorsunuz. Tarihin her bir sayfasında bir milletin bir insanlığın dramına şahit oluyoruz. Sanırım bunları düşünürken bakıp rahatlayacağınız tek yer gökyüzü, o da insanlık gibi sürekli değişken bazen bembeyaz bazen masmavi bazense karma karışık.
Bugün bir fotoğrafa rast geldiğim Varşova’nın savaş sonrası ve şimdiki halinin karşılaştırıldığı bir fotoğraf karesi , bu yürüyüşü yapmanın sebeplerinde biri olan bir fotoğraf o kadar anlamlı ki, insan olarak sürekli hayattan bir şeyler istiyoruz yada dağılıp giden şeyleri toparlamaya çalışıyoruz ama öyle bir an geliyor ki ne kadar istersek isteyelim vazgeçme noktasına gelebiliyoruz , pes etme hakkını bulabiliyoruz kendimizde.
Ama bu insanların tarihine baktığımızda , (savaşa maruz kalan her toplu için geçerli) pes etme hakları yoktu , mücadele etmeleri gerekiyordu çünkü arkada onları bekleyen başka bir nesil vardı çocukları aileleri vardı. Onlara bırakmaları gereken bir çok şey vardı ve bunun için çabaladılar. Ülkeler ve milletler en kötü bildiğimiz milletlerin bile çok ağır acıları var bu dünya üzerinde. Bu fotoğraf azmin öyle güzel bir örneği ki. Bence pes etmemelerinde ki en önemli sebep yine çektikleri acılar canları çok yanmıştı belki kazandılar belki kaybettiler hiç fark etmez bunun bir karşılığı olması gerekiyordu öylece yok olup gidemezlerdi. Tekrar var olmaya çalışmalarının en güzel sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.
Şuan Varşova evleri ,sokakları olması gerektiği gibi güzel ve büyüleyici kendine inancı olmayan bir toplumun bunu başarabilmesi çok zor.
Hayatın en güzel açıklaması bence bu her şeyden önce her işten önce kendinize ve yapmak istediğinizin ulaşmak isteğiniz hedefe olan inancınızı sorgulayın bu şekilde başlarsanız yarım kalmayacaktır.