Varşova’dan Prag’a uzanıyoruz bugün.

 

Fotoğraf: Kübra HOZAN

Varşova’ya geldikten sonra ilk defa başka bir şehre gidiyorum. Aslında ilk Krakow’a gitmeyi düşündük sudan ucuz biletlerle karşılaşınca sonra hedefleri büyüttük:)
Gece yola çıkıyoruz 10 saat sürecek yaklaşık,
Sabahtan yiyecekler hazırlandı çantalara konuldu malum öğrenciyiz hem gezeceğiz hem parayı en az nasıl harcarız hesabını yapacağız:)
Otobüse binmek için bekliyoruz , en öndeyiz adam bize sırıtarak bakıyor 6 kişiyiz birimizin aklına koltuk seçmek gelmemiş , herkes birbirine bakıyor şimdi ne halt edeceğiz diyerek 🙂
Neyse ki tüm otobüs oturunca bize yer kaldı rahat rahat yerleştik koltuklara , otobüs diğer durağa gelince baktık ki oturduğumuz yerler sahipliymiş bu sefer hadi başka koltuğa diye diye kendimizi otobüsün “business class” sayılabilecek yerinde bulduk.

 

Abicim böyle bir saçmalık olmaz güya 5 tl verip geniş yerde oturuyorsun ama camdan öyle bir soğuk geliyor ki yolculuk sonrası hastane masrafı çıkartacak cinsten.
Her neyse 🙂 Buranında sahibi olur korkusuyla bir gözümüz açık bir gözümü kapalı uyuyarak Prag’a geldik.
Tabi biz böyle hayal etmemiştik otobüs boyu uyuyup gündüz Prag’ı gezip akşam geri dönecektik. Tam hayal ettiğimiz olmadı bizde uykusuz gezeriz diyerek indik otobüsten.
Saat sabah 6 ya geliyordu , planı yaparken bir alışveriş merkezine girer tipimizi düzeltir ,kendimize gelir ,yemekleri yer devam ederiz demiştik ama heyecandan sabahın 6sında kapalı olabileceğini hiç hesaba katmamışız 🙂
bir kafeye oturduk ,bir çaya 6 kişi tuvalete girdik malum her yer şifreli .
Herkes uykusuz gözler şiş ama asla kimse şikayet etmiyor , girdik bir metro altına para bozdurmaya benim dışımda herkes bozdurdu herkes önceden uyarmış birbirini dikkat edin çarpılmayalım diye ama elbette ki çarpıldık:)

Trdelnik 🙂

Belki ilk çarpılan biz değildik ama hatırı sayılır bir çarpılma gerçekleşti ve biz bunu yaklaşık 5 saat sonra Trdelnik’lerimizi yerken fark ettik 🙂
Küçük çaplı bir kriz sonrası gördüğümüz her dövizcide kura bakıp ne kadar çarpıldıklarını falan hesapladılar biraz gülüp biraz ağlayıp geziye devam ettik.
Kaleye çıkarken ünlü olan ama tanımadığımız bir Türk’le karşılaşıp gurbetçiliğin verdiği hevesle sevindik. Adam hem ünlüydü hem de Türk 🙂
Gün boyu Prag’la Varşova’yı kıyaslayarak gezdik.
Varşova’yı o kadar benimsemişiz ki bir ara bizim orası daha güzel falan dediğimizi hatırlıyorum.
Tabi Prag turistlik açıdan çok popüler bir yer olduğundan oldukça kalabalık ,yürürken insanlara çarpmamak imkansız.
Biz Varşova da alışmışız boş sokaklara biraz garipsedik. Canım Varşova deyip gezdik 🙂
En son yorgunluktan öldüğümüzü ama bir yandan da çok güzel oldu be diyen gülüşlerimizi hatırlıyorum.
Hayatı yaşamayı sevdiğimi böyle anlarda hatırlıyorum yorgunluktan ağlayacak seviyeye gelip adım atacak enerjim kalmadığı halde bir yandan kahkahalar atarak güldüğümde ,işte buna değer dediğim anları seviyorum.Hayatınızda iz bırakacak güzel anlar biriktirin.