17 Eki 2017

Türkler hakkında Lehçe deyimler

siadTR

 

Merhaba, Genç Türklerim!

Her yazar sanırım yazısına böyle başlıyor galiba: bembeyaz bir sayfaya

bakıp ne yazayım diye düşünüyor.

İşte bu benim ilk yazım, kıymetli ve inatçı Berkman Dıraman tarafından

teşvik edildim haberiniz olsun.

Mesela – Lehçe deyimler ya atasözleri hakkında yazabilirsin diye önermişti

genç Türk. Lehçe – Türkçe ortak kelimeleri hakkında. Ama ben, ondan daha

inatçı olarak, Türkiye’ye bağlayan şeyler olsun diye düşünüp daha içerikli

bir şey ile başlama kararı aldım.

Lehçe deyimler olacak mı? Kesinlikle, olacak! Ancak biraz farklı ve özel

şekilde, çünkü anlatacağım deyimler Türkler hakkında olacak. Bazıları sizin

için çok şaşırtıcı olabilir, bazı ise komik. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerinin

parçasını güzel bir şekilde anlatıyor ve Polonyalıların bakış açısını

gösterecek bu yazım siz değerli Polonyam.com takipçilerine.

Allah’a bin şükür, deyimlerde hiçbir çağdaş ırkçılık yok! O zaman

başlayalım!

1.) “Ala turka oturmak“ (“siedzieć po turecku“) ne demek biliyor musunuz?

Bağdaş kurup oturmak demek. Bunu ilkokuldaki spor derslerinde

öğretmenler öğrencilerden sürekli istiyor, işte tam o zaman bu deyimi biz de

öğreniyoruz, belki de ilk kez “Türk“ kelimesini keşfederek. Öyle görünüyor ki

eski Türkler böyle de sıkça oturmuş ki onları görünce Polonyalılar bu türlü

oturmanın bir Türk geleneği olduğunu düşünmüş, kim bilebilirdi ki bunu?

2.) “Siedzieć jak na tureckim kazaniu“ (“Türkçe hutbesinde gibi oturmak“)

demek hiçbir şey anlamamak demek. Türkler için Çince gibi olmak. Polonya

elçileri Türkçe’den tek bir şey anlamayınca, bu deyimi kullandığından eminim! 🙂

Özellikle ki bizim için Türkçe gerçekten çok zor bir dil! Yemin ederim, ilk kez

çevirisiz Türkçe sunumunda oturarak, tam işte bu deyim aklıma geldi!

Ancak bir akşam bir enstitüde, bambaşka bir konuşmada oturarak,

neredeyse herşeyi anladım – ne kadar mutluydum siz bile bilemezsiniz! En

sonunda diye düşündüm bu yedi zor yıl güzel bir meyve bana vermiş! Yine

de Türkçe’ye aşık olup ona yeniden bayıldım!

3.) Türkler hakkında en garip deyim şöyle – “być gołym jak święty turecki“

(“Türk hazreti gibi çırıl çıplak olmak“) Onun kaynağı son zamanlarda, Elif

Şafak’ın kitabını okuyarak, öğrendim. Kitabın tercümanı bu deyim nereden

geldiğini güzel anlatmış. Öyle geliyor ki eski Polonyalılar dervişlerinin tüysüz

ve kılsız vücütlerini görüp hayatlarının felsefesini öğrenince bu deyime

ulaşmış ki! Deyimin anlamı besbelli: çok fakir olmak, ta ki dervişin kendi

tüyleri bile yoktu!

Şimdi bir düşünün! Bu üç deyim toplayarak, böyle bir cümleye ulaşabiliriz:

“Hazreti bir Türk gibi çırıl çıplak Türkçe hutbesinde alaturka oturdum“ –

bunu diyene biz sadece geçmiş olsun diyebiliriz, di mi?

Tamam, arkadaşlar, ilk yazı için bu yeter, bence. Ünlü şairimiz, Wisława

Szymborska’nın Nobel ödülü konuşmasında yazdığı gibi, “bütün eksikliğe

sadece küçük dozajda dayanılabilmek mümkündür“. Kırık Türkçeme

bakmayın!

Peki, siz Polonyalı arkadaşlarınızın tarafından Türkler olarak hakkınızda

hangi yorumları duymuştunuz?

Polonyalılar hakkında herhangi Türkçe deyimleri var mı acaba? Ben de

bunu sizden öğrenmek isterim.

En yakın zamanda bu güzel sayfada görüşmek üzere!

Orhan

Yorum yapın

Yorum