Rotayı memlekete çevirdik….

Bugün en güzel yolculuğumu yapıyorum.

 

Garip bir heyecan beraberinde anlam veremediğim bir karın ağrısı 🙂

Okulları, sınavları ve kaygıları geride bırakıp daha doğrusu kısa bir ara verip özlem giderme vakti.

Tabii özlediğim onca şeye kavuşmak kolay olmayacak,olacak her aksiliğe hazırlıklı bir şekilde yola koyuluyorum.

Varşovadan 14.00 de havalanması beklediğim uçak kısa çubuk 16.00’ı gösterdiğinde istikrarlı bir şekilde karada olan  varlığını sürdürüyordu.

Zaten uçağa ulaşana kadar ki kapı geçme merasimi asla son bulmayacak ve uçağa binemeyeceğim diye düşünerek yüksek derecede yüklemesini yaptığım endişelerim uçakta 2 saat oturmamla bir hayli artmıştı.

Binbir saat planlamasıyla ,uçak rötar yapsa bile yetişirim diye düşünerek aldığım Antalya – Adana biletim ellerimden kayıp gidiyordu.

Pilotun ısrarla lehçe yaptığı anonslardan tek anladığım “Antalya” kısmı pek bir işime yaramıyordu . Bu rötara pek bir alışık gibi gözüken Leh kardeşlerim haydi 1 2 3 diyerek çantalarından çıkardıkları sandviçleriyle birlikte rötarın keyfini çıkarıyordu.

Bu sırada ben canım Aliye’nin sandviç teklifini neden geri çevirdiğimi düşünüyordum.

Bir yandan hosteslere “Benim başka bir uçuşum daha  var yetişmem lazım “ diyerek mağduriyetimi anlatmayı asla ihmal etmedim.

Haa bu arada Antalya’ya yıldırım düşmüş kriz masaları kurulmuş biz bu sebepten bekliyormuşuz.

2 midir 3 müdür bilinmez uzun bir bekleyişten sonra şükür ki havalandık.Allah var uçuş ertesi güne ertelenseydi orada oturup ağlama ihtimalim çok yüksek olurdu ve hoş olmazdı.

Antalya’ya indik her şey güzel diye kendimi avuturken Adana uçağını kaçırdığımı fark etmem için 2 kere taksiye binmem gerekti.Aranızda Antalya hava alanını elbet bilen vardı bilmeyenler için 1 ve 2 olmak üzere iki binadan oluşuyor.

İki bina arası taksi ile yada otobüs ile geçiş yapabiliyorsunuz.

Ben taksiyi tercih ettim.:)

Ve İç hatlara uçacağımı taksici abilerime ısrarla anlatmama rağmen biri de çıkıp “zaten doğru yerdesin kızım” demedi.

İki bina arasında gidip geldim.

Sonunda doğru yeri bulduğumda binebileceğim bir uçak yoktu :)Hoş saat farkından zaten uçak kaçmıştı.

Haa tüm bunlar olurken karşıdan karşıya geçme mücadelesinde 3 kere ezilme tehlikesi geçirdiğimi es geçmek olmaz hatta biriyle kavga bile ettim “önünüze bakın bayan” sesiyle karşılaştığımda kendimi Varşova’da sanıp (bayan sesimle) “yaya kaldırımı” dedim adam bir kaç saniye baka kaldı sonrasında arkadan gelen korna sesleri ve şaşkın yüz emojisi yaparak yola devam etti.

Hayatımda ilk kez uçak kaçırdığımdan ne yapacağımı pek bilmiyordum telefona sarıldım ve korkunç manzarayla karıştım.

Sinyal yok!

Dedim Melike şimdi bittin 🙂

Ücretsiz WiFi yazan neresi varsa denedim fakat pek başaralı olamadım hiç bir yerde karşılaşmadığım ultra güvenlik seviyesi sebebiyle bağlantıyı asla kuramadım.

Basitçe anlatmak gerekirse telefonunuza bir kod geliyor ve onu girip bağlanıyorsunuz aslında bu kadar basit ,tabii telefonunda sinyal yok yazmayan bir kullanıcı için.

Bu kısmı es geçerek kuruluş amacı insanların ücretsiz internet kullanıp canları isterse kahve içip içmese bile oturabileceği bir kafeye yöneldim ve karşılaştığım manzara “20 tl alışverişte 1 saat ücretsiz İnternet “.

Aman Allahım şok kampanya 🙂

Yani bana bay bir şok oldu orası kesin .

İnsanlık ölmedi diyerek birinden telefon rica ettim zaten elinizi sallasanız özel güvenlik olduğundan boş duran birilerini bulmak mümkün bu kısım baya kolay yani.

Arayabileceğim birilerini bulup yeni uçak biletini hallettikten sonra 2. Rötarlı uçak için beklemeye koyuldum 🙂

Yok şaka değil bu uçakta 2 saat kadar rötar yaptı.

Dışarıdan evin şımarık çocuğu gibi göründüğümüz farkındayım ama durum bu .

O uçağıda bekledikten sonra öğlen 2 de başladığım memleket temalı yolculuğumu ertesi gün sabah 5 sularında bitirdim.

Tabi o mu bitti beni mi bitirdi bilinmez şu anda bu satırları evimden yazıyorum.

Bir kaç hafta daha buraları soluğuma katacağım.