27 Tem 2017

Torun – Toruń. Neler Yapmalı ? Neler Görmeli ?

Torun Hakkında Ne Ararsanız

Merhaba, bugün size Torun şehrinden bahsetmek istiyorum.

İsmi belki de diğer tüm Polonya şehirlerine göre tam anlamıyla söylenebilmesi açısından kolay gibi gözükse de, Polonya bize Lehçe’nin hiçbir zaman kolay olamayacağını hatırlatmayı unutmuyor.

“Senin torun kaça gidiyor şimdi?” den hallice söyleyebileceğiniz bir ismi var, U harfini hafif uzatırken (çok değil) bir tutam Ü harfi koyacak, N harfini de böyle yumuşatır gibi, sanki sonuna gizli bir İ harfi eklermiş gibi söyleyeceksiniz.  Anlamadınız değil mi ? Ben de kendi yazdığımı anlamadım zaten, en iyisi siz şu ablayla abinin videosunun 2. saniyesini bir kaç kere dinleyin. “Dzisiaj jesteśmy w toruniu” dediği kısım. “Bugün biz Torun’dayız”.

Toruń (bundan sonra direkt Torun yazıp geçeceğim) kuzey Polonya’da yer alan, Vistula nehrinin (Wisła – visu(v)a) kenarında kurulmuş çok eski bir şehir. 210000 civarında bir nüfusu var, nispeten diğer büyük şehirlere göre sakin, doğal bir şehir. Kargaşa, koşuşturma bulamayacağınız, ilerde çocuğunuzu yetiştirmek isteyeceğiniz bir şehir. Yani sokaklarda günlük kur*alamasını yaparken sağa sola içki şişlerini atan Piotr abilerimizle Katarzyna ablalarımızı burada pek göremezsiniz.

Torun’daki ilk yerleşimler kayıtlara göre Millatan Önce 1100 yılına kadar uzanmaktadır. Eski Slavlar’ın yerleşim yeri olduğu bilinen bu şehirde Orta Çağ Gotik mimarisini koruyan, tamamen tuğladan yapılmış kiliseler, tarihi belediye binası ve şehir duvarları muhakkak görülmelidir.

Unesco’nun dünya tarih mirası listesine aldığı bu şehir, çok çok çok önemli bir bilim adamının doğduğu yerdir. Hepinizin muhakkak adını duyduğu bu kişi Kopernik’ten başkası değil.

Dünya yerine Güneş’in merkezde bulunduğu Güneş merkezli evren modelini formülleştiren astronom Mikołaj Kopernik, yani kısaca Kopernik. Kopernik tam anlamıyla her şeyi kendisinde barındıran komplike bir bilim adamı. Astronomluğunun yanı sıra, Kopernik’in kilise hukuku üzerine doktorası vardı ve aynı zamanda diplomasız olarak bir doktor, polyglot (çok dil bilen insan), klasik âlim, vali, diplomat ve ekonomide günümüze kadar temel bir kavram olan Miktar Teorisi’ni yazıya döken ve Gresham Yasasının bir versiyonunu Gresham’dan önce 1519 yılında formülleştiren bir ekonomistti. Bu kadar değerli bir insana saygı duymamak elde değil.

 

İşte Kopernik abimiz. Boylu poslu çıksın diye biraz uzaktan çekmişim, yüzü pek net değil, ama olsun, internette bol miktarda resmi mevcut. Ama yine de aşağıdaki resme bakabilirsiniz.

İşte Kopernik abimiz. Boylu poslu çıksın diye biraz uzaktan çekmişim, yüzü pek net değil, ama olsun, internette bol miktarda resmi mevcut. Ama yine de aşağıdaki resme bakabilirsiniz.

 

Kopernik.

Kopernik.

 

Yukarıda resmini koyduğum heykelinin hemen arkasındaki binanın en tepesine çıkarak bütün Torun’u seyredebilirsiniz. Bu tarz yüksek noktalardan şehirleri seyretmeyi çok severim, fakat her seferinde o dar ve bitmek bilmeyen merdivenleri çıkarken kendime küfrederim, aklımı “seveyim” diye.  O yüzden eğer günü birlik ziyaret yapmayı planlıyorsanız (ki bence bir şehirde en az 2 gece kalınmalı, maksat çok yer gezmek değil anlayarak gezmek) sırtınızda rambo çantalarınızla çıkmayı denemeyin. Sonra Türk öğrenci kulede sıkışıp kaldı diye sizin haberinizi yapmayalım burada.

Bakın heykel aşağıda kaldı. Yeri kafanızda yer etsin diye bu resmi de koydum. Tüm Torun'u seyredebileceğiniz kule burası.

Bakın heykel aşağıda kaldı. Yeri kafanızda yer etsin diye bu resmi de koydum. Tüm Torun’u seyredebileceğiniz kule burası.

Ayrıca kuleye çıktığınızda, en tepede güvenlik görevlisi olarak çalışan yaşlıca bir abimiz var, fakat o orada kendi dünyasını kurmuş pek birşey ile ilgilenmiyor. Televizyonu var, takılıyor. Herhalde yukarıda tuvalet vardır, yoksa her seferinde aşağı inmek o yaştaki bir insan için pek de hoş olmaz. Tabi pek birşey ile ilgilenmiyor diye de lütfen Wroclaw’daki Elizabeth kilisesinin kulesine yazdılığı gibi “Türkler buradaydı, Zuhal” yazmayalım. Zuhal merhaba, okuduysan kızmamışsındır umarım.

Kuleden Torun manzarası.

Kuleden Torun manzarası.

Kuleden Torun manzarası.

Kuleden Torun manzarası.

Kuleden Torun manzarası. Kendi imkânlarımızla, elimizden geldiğince çektiğimiz, Panaromikmişcesine bir fotograf.

Kuleden Torun manzarası. Kendi imkânlarımızla, elimizden geldiğince çektiğimiz, Panaromikmişcesine bir fotograf.

Kuleden inişte çıktığınız vitesle inmeye gayret edin, diz kapaklarını boşa almayın. Daha sonra o yorgunluğu atmak için size Kopernik heykelinin sağ arkasında kalan Lenkiewicz isimli dondurmacıyı tavsiye ederim. Çalışanlar pek İngilizce bilmediği fiyatlar da ucuz olduğu için 5 zl’lik dondurma koy bana abla dedikten sonra o dondurmayı bitirmek için canımı dişime taktım. Fiyatlar uygun, dondurmalar fazla. (Reklamları izlediniz)

Bir sonraki görmeniz gereken şey ise, yine bu Kopernik heykeline yakın bir eşek. Evet eşek. Kulaklarını sevenlere iyi şans getiriyor diyorlar, ben onların yalancısıyım, sonuçta iyi bir turistik pazarlama. Bizim Merzifon eşeklerini de bence böyle turistik olarak pazarlamak lazım.

Eşek işte neyini anlatayım :) Kulağını sevin.

Eşek işte neyini anlatayım 🙂 Kulağını sevin.

Sokakları gezdikten sonra, tekrar Kopernik’e dönelim. Torun’da “Planetarium” diye bir bina var, adı üstünde gezegenlerle ilgili, tabi Kopernik de gezegenlerin adamı olunca. Bu binada Kopernik’in çalışmaları, keşifleri, Kopernik’in çalışma arkadaşlarının keşifleri, tüm dünyadan astronomların keşifleri ve benzeri astronomi ile ilgili belgeler, eğitici bölümler, multimedya sistemleri bulunuyor.

Üst kısmı tamamen bir kubbe olan bu binada kubbeli kısım bir sinema salonu gibi. Fakat koltuklar bir merkeze bakıyor, bu merkezde çok enteresan bir projektör bulunmakta, dışarıdan bakıldığında sanki çizgi filmlerde gördüğümüz insana ateş edince onu karınca boyutuna küçülten bir alet gibi fakat sadece bir projeksiyon.

İşte Planetarium.

İşte Planetarium.

Planetarium'daki Projektör Cihazı.

Planetarium’daki Projektör Cihazı.

İşte, bu kubbenin iç tarafına bu projeksiyon aleti ışığını vurduğunda bir anda zifiri karanlıkta yıldızları görmeye başlıyorsunuz ve Lehçe anlatımı oluyor. Tabi Lehçe bilmeyenlere bir kulaklık veriliyor bunu koltuğun yanına takıyorsunuz oradan İngilizcesi geliyor. Yıldızlar kayıyor, gezegenler dönüyor, yeni gezegenler oluşuyor, çok güzel bir sistem. Fakat eğer sizde benim gibi yorgun bir seyahat sırasında uğrarsanız kendinizi tutamayıp uyuyorsunuz içinde. E o kadar sakin müzik, her yer karanlık, yıldızlar kayıyor, ben ne yapayım. Herhalde 20 dk boyunca kesintisiz uyudum. Uyandığımda da “o ku*wa” millet bana güldü mü acaba derken yanımdaki adamın ağzının 10 m açıldığını görünce anladım ki uyuyan bir tek ben değilim. 15 zl’ye hayatınızın en dinlendiren 20 dk lık uykusunu burada alabilirsiniz. Adamlar neler yapmış biz gidip uyuyoruz neyse.

Siz bir de ışıklar kapanıp, yıldızlar kaymaya başlayınca görün. Sizin de içiniz geçecek.

Siz bir de ışıklar kapanıp, yıldızlar kaymaya başlayınca görün. Sizin de içiniz geçecek.

Bu kadar bilim yeter, dediğinizi duyuyorum. Torun’da görmenizi tavisye edeceğim 3 yer daha var.

Birincisi, zencefilli bisküvi ve ekmek fabrikası.  Pierniki Toruńskie diye geçen bu bina bir atöyle. Bu kurabiyelerin ya da küçük ekmeklerin tarihi orta çağ dayanıyor. Birçok çeşidini alabileceğiniz bu zencefilli şeylerin olduğu atölyede önceden rezervasyon yapıp bilet almanız karşılığında, size nasıl yapılacağını anlatıyorlar ve kendiniz yapıyorsunuz. Sonra da kendi yaptığınızı yiyorsunuz.

Nasıl yapmışım ?

Nasıl yapmışım ?

Aromalı zencefilli kurabiyelerin haricinde adeta bir sanat eseri gibi hazırlanmış zencefilli kurabiyelerden yapılma tablolar, biblolar çeşitli süs eşyaları da bulunmakta.

Tamamen zencefilli kurabiye.

Tamamen zencefilli kurabiye.

Tamamen zencefilli kurabiye.

Tamamen zencefilli kurabiye.

Bu iki resim dolayısıyla 14 Şubat Walentynki’nizi de kutlarım.

Diğer görmeniz gereken şey ise bir yapı. Bu yapının diğerlerinden farkı, aynı İtalya’daki Pisa kulesi gibi eğilen bir kule olması.

Eğilen Kule, instagram takipe takip :)

Eğilen Kule, instagram takipe takip 🙂

Krzywa Wieża. Eğilen Kule. Kulenin üst noktası topraktaki organik maddelerden dolayı temelinden 1.5 m civarında bir deplasman yaparak sokağa doğru eğiliyor.

Gothik yapıdaki bu kule hakkında iki efsane var.

Birincisi, Teton şovalyesinin günahı. Kulede Tetonik Krallık’tan 12 şovalye yaşamaktaymış. Teton şovalyesini benim yaşımdakiler Age of Empires 2 ‘deki Teutons lardan bilirler. Bu şovalyelerin de kadınlarla buluşması yasakmış. İçlerinden biri zengin bir tüccarın kızına aşık olup gizlice buluşmaya başlamış. Şehir halkı bunu ögrenince Teton şovalyelerinin komutanına durumu haber vermişler. Kadın 25 kırbaca mahkum edilmiş, şovalye ise kuleyi yeniden yapmaya. Fakat bu kulenin eğilen bir kule olması ceza olarak istenmiş. Sen yoldan çıktın, bu kule de senin gibi yoldan çıksın, dengesini tutturamasın anlamında.

İkinci efsane ise, bu kulenin yanından geçen Wisła nehriyle kulenin arkadaşlığı. Wisła nehri ta Kraków’dan ordan buradan geçtiği için çok şey biliyormuş, kule de meraklı olunca ona anlatıyormuş. Zamanla daha iyi anlatmak için, Wisła nehri kuleye yaklaşmaya başlamış. Böylece kulenin temelini erozyona uğratıp eğilmesini sağlamış. Kule, Wisła nehrine “yeter artık daha yaklaşma yoksa düşeceğim” dediğinde Wisła nehri de ağlayarak “düş o zaman!” demiş. Gece nehrin karşışında gezen insanlar bunu duyunca şehrin adına Toruń demişler. Çünkü “düş o zaman!” cümlesini Lehçe’ye çevirince “to ruń” oluyor. Şehir de oradan Toruń adını alıyor.

Torun ile ilgili son tavsiye edeceğim şey ise bu eğilen kulenin yukarıda bahsettiğim gibi hemen yanından geçen Vistül nehri boyunca surların yanında yürüyüş yapmanız. Hatta gece karşı tarafa geçip Torun’u seyretmeniz. Çanak anten yok bir şey yok o kadar güzel, tarihi bir atmosfer var ki anlatamam.

Torun Vistül Nehri

Torun Vistül Nehri

Torun Vistül Nehri Gece

Torun Vistül Nehri Gece

Umarım sizi eğlendiren bir yazı olmuştur. Krakow’dan sonra benim için en güzel Polonya şehridir Torun, siz de seveceksiniz eminim.

JestemTurkiem

Yorum yapın

Yorum