17 Eki 2017

Polonya’nın Tarihine Merhaba Diyelim

POLONYA TARİHİ

Güzel Polonya’nın genel tarihini ve dini inançlara olan bakışını sizlere bir nebze olsun daha yakından tanıtmak için bir makale kaleme aldım ve siz sevgili Polonyam.com severlerle paylaşmaktan şeref duyarım.

Polonya denince hepimizin aklında bir fikir oluşuyordur muhakkak. eğitim,gurbet,iş,aşk,tarih,gezi,eğlence,gece hayatı,erasmus,EU2012, 2. Viyanna kuşatması, güzel kızlar, Alkol vs. gibi bir sürü kavramları Polonya ile bağdaştırabiliriz ya da bağdaştırıyoruzdur.

Peki hiç Polonya’nın tarihini merak ettiniz mi?

Okul yııllarında sadece Osmanlı bakış açısından bildiğimiz Lehistan’ın aslında çok ilginç ve güzel bir tarihe sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Efsane

Herşey bir efsane ile başlıyor.

Efsaneye göre 3 kardeş ( Lech, Czech ve Rus) bir gün avlanmak için yola koyuluyorlar. Kardeşler bir süre sonra ayrılmaya karar veriyor ve Rus doğuya ,Czech batıya ve Lech ise kuzeye yöneliyor.

Lech avlanırken attığı bir okun peşinden gider ve davetsiz bir misafir ile karşı karşıya gelir. Bir ağacın altında yuvasını korumak için Lech’in karşısına çıkan devasa boyuta bembeyaz kartal ,batan güneşin ışığında kanatlarını açar .Lech bu görüntüden çok etkilenir , bir alamet olarak algılar ve oraya yerleşmeye karar verir.

Lech´in yerleştigi yer günümüzün Polonyası olarak kabul edilir.

Lechistan ve Lehçe gibi terimler de bu isime dayanmaktadır..

Batan Güneş’in kırmızı ışığında kanatlarını açan beyaz kartal günümüze kadar Polonya’nın milli sembolu olarak tarihte yerini almıştır.

 

lech

Tabi bu işin efsane kısmı. 🙂

Hoş geldin Polonya 

 

Resmi olarak Polonya ilk defa 966 da  haritada yerini almıştır.

Vistula nehrinin çevresinde, o tarihlerde küçük kabileler hayat sürmekteydi . Bu kabileler 900lü yılların başında bir araya gelerek birleşme kararı aldılar ve Polonya ilk defa tarihte yerini resmi olarak aldı.(966)

Polonya’nın ilk lideri birinci Mieszko’dur(966). Ama ilk Kral Mieszko`nun oğlu Boleslaw Chrobry’dir.

Boloslaw Chrobry’nin krallık dönemi 1025 de başlar. ( Almanya Kralı Chrobrye tacını giydirir) ve bu aynı zamanda Polonya’nın ilk defa resmi olarak bir dini (Hristiyanlığı ) benimsediği dönemdir(966) . 900lü yılların ortasına kadar kabilelerden oluşan Polonya herhangi bir dine mensup değildir ve her kabilenin kendinde göre inançları mevcuttur.( en yaygını putperestlikdir)

966

Birleşme sonrasında ise bölgede kalıcı bir devlet olmak ve komşularıyla sorun yaşamamak için Hristiyan dini Polonya’da resmi olarak benimsenir. Tabi bu tüm ülkede farklı tepkilere neden olur ve bazı bölgeler bu karardan dolayı çok rahatsız olur ve bu dini benimsemek istemez. Bu durumu değiştirmek için 1226 da, sınırdaki putperest Prussia’ lılara karşı ülkeyi korumak ve Hristiyan dinini yaymak amacıyla Germen şövalyeler yardım için davet edilir. Germen şövalyeler Polonya’yi çok beğenirler ve bir süre sonra yerleşmeye karar verirler. Bu durum Polonya için büyük bir sorun teşkil eder çünkü Germen şövalyeler ülkenin yönetimini ellerine almaya başlarlar ve Polonya Ordusu ve halkı onlara karşı koymak için yeterince güce sahip değildirler.

Kral Jagiello dönemi

200 yıl boyunca Germen şövalyeler ülkede istedikleri gibi hayatlarına devam eder ve güçlerine güç katarlar. Polonya halkı bu durumdan çok rahatsızdır. 1373’de beklenmedik bir olay olur ve Kraliyet ailesinin tek resmi kraliçesi Jadwiga dünyaya gelir. Jadwiga’nın herhangi bir erkek kardeşi olmadığı için tarihte ilk defa bir Kraliçe Polonya’nın başına geçer. Kraliçe genç bir yaşta tahta çıkar ve ülkesinin vaziyetini göz önünde bulundurarak Litvanya Dük’ü Władysław II Jagiełło ile evlenmeye karar verir.

Bu evlilik Polonya için yeni bir çağ’ın başlangıcı olmuştur.( Polonya’nın altın çağı olarak da bilinir)

Kral Jagiełło Litvanya’ya Hristiyanlığı kabul ettiren kişidir.

1399 da kraliçe Jadwiga ölünce Polonyanin tek hakimi olur ve Polonya Litvanya ittifakını oluşturur.

Polonyayı Germen şovalyelerden 1410 yılında , Grünwald savaşında müthiş bir zafer elde ederek kurtarır ve ülkeyi tekrar özgürlüğüne kavuşturur.

grunwald

Kral Jagiello ,bilime ve sanata çok önem verir ve ülkede bu alanda çeşitli yenilikler icra eder .Krakowdaki Jagiellonska Üniversitesi bu çağda kurulmuştur ve günümüz Polonya’nın en eski ve en önemli üniversitelerinden biri olarak eğitim vermeye devam eder. Jagiellonun oluşturduğu Polonya –Litvanya ittifaki o dönemde Hristiyan aleminin en büyük devlettidir.

 

Kral Jagiello ile başlayan altın çağ, 17. yüzyılın başlarına kadar Polonya’da etkisini devam ettirir. Avrupa’nın ilk erken demokratik sisteminin izleri de bu çağda ortaya çıkar. Her ne kadar Polonya altın çağını yaşıyor olsa da Polonya ,içinde bulunduğu çok sayıda savaşlar ve çatışmalar(Osmanlı,Rusya,İsveç) ve nüfusun gün geçtikçe azalması ,ülkenin gelişimini engeller ve altın çağın sona ermesine sebebiyet verir.

17-18 yuzyilda dünyada başlayan reform hareketleri ülkede yeni bir çağ’ın açılmasına neden olur.1764 de Polonya’nın son Kralı Stanislaw August tahta cıkar.( Varşova kalesinde son Kral’ın izlerini ve anılarını görmeniz mümkün, ziyaret etmenizi tavsiye ederim 🙂 )

Demokrasinin izleri 

 

1772,1793 ve 1795 de ülkede bölünmeler yaşanır..

3 mayis 1788 de 4 yıllık bir Parlamento oluşturulur.. Günümüzde bir çok ülkede var olan Parlamento sisteminin temeli bu 4 yıllık oluşumdur.

Parlamento ,Polonya’nın ve Avrupanin tarihinde ayrı bir değer görür.(3Mayıs resmi olarak kutlanır)

 

3maja

Sona doğru

Avrupadaki reformlar ve savaşlar, dünyadaki dengeleri alt üst etmiştir. Rusya’nın ve Almanya’nın giderek güçlenmesi Polonya’nın ise güç kaybetmesi adeta ülkenin sonunu hazırlamıştır..Son darbeyi ise ülkenin soylu aileleri(/targowek ) menfatları doğrultusunda Rusya ile iş birligi yaparak vururlar ve Polonya resmi olarak Dünya haritasından silinir.

Polonya uzun bir süre haritada yer bulamaz kendine.

Bu dönem aslında günümüzdeki Polonya ve Türkiye dostluğunun önemli bir parçasıdır.

Tarihin tozlu sayfalarında yer alan bir hikayeye göre;

Almanya Rusya ve Avusturya’nın, Polonya’yı kendi aralarında paylaşmasını kabul etmeyen Osmanlı,

Yabancı diplomatları huzura kabul esnasında her zaman Lehistan elçisini sorar.

Sadrazam usulca padişaha yaklaşır ve kulağına sadece Padişah’ın duymasını amaçlamış gibi ama orda bulunan herkesin duyduğuna emin olucak şekilde :”Lehistan Elçisi yoldadır Padişah’ım, sadece yoldaki bazı müşkilatlardan dolayı gecikmiştir.

Osmanlının bu tutumu Polonya’nın yeniden doğuşuna kadar devam etmiştir.

Bu dönemde Polonyalılar ümitlerini kayıp etmezler ve Polonya’nın tekrar var olacağına inanırlar .

Bunun örneklerini aşağıda görebiliriz :

Mazurek Dabrowskiego ( 1797) Polonya’nın milli marşı bu dönemde komutan Mazurek için bir asker tarafından yazılmıştır ve Polonya’nın tekrar dirilişine olan inançtan söz eder.

Varşova Dük’ü 1807 de Napoleon’un huzuruna çıkar.

100 yıllık bi süre boyunca özgürlük için çabalayan Polonya

1.Dünya Savaş’ın Başlaması ile büyük bir şans elde eder ve 1918 de ayaklanarak Polonya Devleti’ni özgürlüğüne kavuştururlar.

1918-1921 Yılları Arasında savaşları kazanarak kaybetikleri şehirleri tekrar fetih ederler. Özgür Polonya Devleti tekrar haritada yerini almıştır.

Bu başarının baş kahramanı ise komutan Józef Pilsudski’dir.

Polonya artık özgür bir Devlettir.

indir (2)

Bu özgürlük ne yazık ki 1939 yıllında Hitler in ve nazilerin saldırısıyla tekrar sekteye uğrar.

Yazıma burda son vermek isterim.

Polonya’n yakın tarihini ayrı bir yazıda daha kapsamlı bir şekilde sizlere anlatmayı daha uygun olacağı kanaatindeyim.

Bir konuya değinmekte fayda görüyorum.

Tarih ve din birbiriyle bağlantılı 2 unsurdur.

Yazımda da belirtiğim gibi Polonya bir zamanlar dini inançlara ve farklı kültürlere çok açık ve ön yargısız yaklaşmıştır.

Her dinden ,her kültürden, her inançtan insanlara ev sahipliği yapmiş bir Devlet nasıl olurda bugün bu kadar ön yargılı ve kapalı olur.

Bunun sebebini tam olarak belirtmek maalesef mümkün değil.

Tarihi Açıdan Polonya son 200-300 yıl boyunca büyük acılara katlanmak zorunda kalmıştır.

Bütün devletler tek tek yardımını esirgemiştir. Tek başına kalmış bir milletin zamanla bu kadar kapalı ve ön yargılı olması doğal karşılanmalı bence.

Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur derler ya.

Bu Polonya içinde geçerli bir söz olabilir.

 

MrBrkndgn

 

 

 

Yorum yapın

Yorum

Bir Cevap Yazın