25 Tem 2017

Polonya’dan Komik Hikayeler-2

Erasmus’tan Komik Hikayeler-2

Dede ve Para

Tam 17 tane arkadaşımı İstanbul’a ve Çanakkale’ye getirip ağırlamıştım. Polonya’da Erasmus’ta tanıştığım bu insanlarla kardeş gibi olmuştum. Hepsini evimde ağırlamak inanılmaz keyfiliydi. On günlük eğlenceli ve bir o kadar yorucu bir Türkiye gezisinin ardından tekrar Polonya’ya döndük. Çanakkale’deyken annem sürekli bir sorun mu var çok keyifsiz görünüyorsun diye ağzımı arıyordu. 17 kişiye çobanlık yapmak, organizasyonun yükünü manevi olarak kimi zamanda maddi olarak çekmek kolay değil, o yüzden yoruluyorum demiştim. Ev sahibi olduğum için çoğu zaman maddi konularda da onlara fırsat vermeyip, misafirperverliğin gereğini yapıyordum. Üzerimdeki keyifsizlik yorgunluktandı, yoksa çok mutluydum.

Gezimiz bitip Polonya’ya döndüğümüzde dinlenmeye hiç fırsatım kalmadan kuzenlerim ziyaretime geldi ve üç gün onlarla ilgilenip, gezdirdim. Annem ve babamda kuzenlerimin beni ziyarete geldiğini biliyordu. Onlara Türkiye’deyken bu durumdan bahsetmiştim. On beş yirmi günlük bu aksiyonun ardından maddi ve manevi olarak çöktüm. İnanılmaz yorgundum ve param tükenmişti. Yemek yiyecek param kalmadı desem yeridir. Babam para göndereli daha iki hafta olmuştu ve ben çoğunu Türkiye gezisinde olmak üzere harcamıştım. Kuzenim geldiğinde bana biraz para verdi ama o da bitti. Devletten 250 TL kredi alıyordum, üstüne babamda 250 TL gönderiyordu ve orada Erasmus hibesi olmadan yaşamımı çok rahat sürdürebiliyordum. İkinci dönem hibesiz olarak Polonya’daki öğrenimimi uzatmıştım. Fakat ek geziler ve organizasyonlar çıktığında para yetmiyordu. Geçirdiğim yirmi günlük süreç ekstralarla geçen bir süreçti ve param bitmekle kalmadı eksilere düştüm.

Ellerim boş, gözlerimde yaşlarla odamda kapalı günler geçirmeye başladım. Babamdan para isteyemezdim. Daha yeni göndermişti. Kuzenden istemeye yüzüm yoktu, o da yeni para vermişti. Ama böyle giderse aç kalacaktım. Belki de Polonya’nın haritada bile gösteremeyeceğiniz yerlerinde aç ve sefil bir şekilde ölecektim. Tabi şaka bir yana acilen paraya ihtiyacım vardı ve ben son çare olarak dedemi aramayı düşündüm. Dedem bugüne kadar beni her gördüğünde para vermiştir, görmediğinde de babamla bana para göndermiştir, okumama yardım etmiştir. Kısacası sürekli destek olmuştur. Ama o güne kadar ondan tek kuruş para istememişimdir. O gün çaresiz kalınca dedemi aradım ve önce halini hatırını sorarak muhabbete girdim:

-Dedem nasılsın?

-iyiyim evladım, nasıl olsun bildiğin gibi. Sen nasılsın?

-ben de iyiyim dede, çok şükür bir sıkıntı yok, ellerinden öperim.

-Polonya’da keyfin nasıl? Havalar soğuktur orada.

-ısındı artık dede, üşümüyoruz çok.

-Bir şeye ihtiyacın var mı? Para durumun nasıl?

Dedem can alıcı konuya kendi girmişti. Dediğim gibi hayatımda ondan hiç para istemedim. Onun mahcubiyeti ile bu sorusunu “Biraz paraya ihtiyacım var dedecim”, diyerek cevapladım.

—Kaç paraya ihtiyacın var evladım?

—Dede çok değil, 150 TL göndersen yeterli, bir iki hafta beni çok rahat idare eder

—Offf, çok paraymış be evladım, ne yapacaksın o kadar parayı

Dedem bunu söyleyince bir anda içim acıdı. Kendisi emekli öğretmendir. Üç aydan üç aya emekli maaşı alır. Herhalde zor zamanındaydı, para yönünden sıkışıktı. 150 TL çok para deyince çok üzüldüm. Demek ki hiç parası yoktu. Söylediğime bin pişman oldum. Yerin dibine battım. İçim kan ağladı.

—Dedem sıkıntı yok. Ben babama ulaşamadım, ondan seni aradım. Tekrar ona ulaşırım. Sen dert etme!,  dedim ve telefonu kapattım. Çok kötü hissediyordum. Canım sıkılmıştı ve o sıkıntıyla gittim uyudum.

Ertesi sabah uyandım ve kahvaltıdan sonra facebook’u açtım. Mesaj kutusu hiç olmadığı kadar doluydu. Annemden yarım sayfa bir mesaj, halamdan paranı gönderdik diye bir mesaj, babamdan hemen beni ara diye bir mesaj vardı. en kötüsü annemin mesajıydı. Özet olarak geçmek gerekirse:

“Sen orada nasıl işlere bulaştın. Uyuşturucu mu kullanıyorsun yoksa? O kadar parayı ne yapacaksın? Zaten kuzenlerin geldi en son. Senin bize anlatamadığın bir şeyler var, ondan kuzenlerine anlattın. Onlarda sana yardım etmeye geldiler değil mi? bu işin açıklaması ne? O kadar parayı dedenden istediğinden haberimiz olmayacağını mı sandın? Vs……”

Gözlerim yeni yeni açılıyor, yeni yeni kendime geliyordum. Bu ne lan, ne oluyor, kıyamet mi kopuyor dedim kendi kendime. Annem yine senaryolar yazmaya başlamıştı. Sinirim bozulmasın diye onu aramadım, babamı aradım. Baba ne oldu dedim, sıkıntı ne?

—Deden gece yarısı bizi aradı, paraya ihtiyacım var demişsin. Bu çocuk bu güne kadar benden beş kuruş para istemedi. İstediyse çok ihtiyacı vardır. Bir sıkıntısı vardır dedi bizden hesap numaranı istedi saat gece birde. Bir sıkıntı mı var?

—Tamam, baba ben seni arayacağım, dedim ve kapattım. Sonra hemen halamı aradım. Ne olduğunu sordum. Babamın dediklerinin aynısını söyledi. Hala anlayamamıştım. En son çare olarak banka hesabımı kontrol ettim. Hesabımda tam 1500 TL vardı. O parayla Polonya’da dört ay krallar gibi yaşardım. Sevinçten gözyaşlarına boğulmam an meselesiydi. Şimdi taşlar yerine oturmaya başlamıştı. O gece dedemden para istediğimde bana çok para demişti. Ben ise sadece 150 TL istemiştim. Aslında çok para değildi. Ama dedem nasıl olduysa 1500 TL diye anlamış ve panik yapmış. Ortalığı ayağa kaldırmış ve 1500 TL gece birde benim hesabıma transfer edilmiş.

Tekrar babamı ve halamı aradım durumu açıkladım. Gülmeye başladık. Hemen ardından dedemi aradım.

—Ah be dedem sen beni yanlış anlamışsın, çok para göndermişsin. 1500 TL’ye ihtiyacım yok. Sadece 150 TL istemiştim. Bu para çok, içinden 150 TL alıyorum, gerisini sana gönderiyorum dedim.

—Hayır, hepsi kalsın. İhtiyacın vardır. Yanında bulunsun. Geri gönderme sakın.

—Yok dedem bu çok fazla

—Güle güle harca evladım. Geri sakın gönderme!

Açtım çiftetelliyi, oynamaya başladım. Odadaki arkadaşlara; öğle yemeği benden. Bugün benim günüm. Hepiniz bendensiniz, akşam gecelere akıyoruz demek istedim ama demeden önce biraz düşündüm ve bu yaptığımın etik olmayacağına karar verdim. Bu kararı verirken içim acıdı ama doğru olanı yapmalıydım. Onların bana olan güvenini boşa çıkarmamalıydım Paranın içinden 150 TL aldım ve gerisini dedeme geri gönderdim. …

Şimdi o an aklıma geliyor ve kendime küfür ediyorum. Oğlum dede göndermiş 1500 TL, bana parayı hibe etmiş. Geri gönderme diyor. Deli misin ya diyorum kendi kendime, neden gönderdin parayı geri. Göndermesem bugün Polonya’da çok farklı yerlerde olabilirdim. Aptal kafam….

Yorum yapın

Yorum

Bir Cevap Yazın