10 ay önce
1147 Views

Polonya’da Kasvet ve Güneş

Yazar

Merhaba arkadaşlar bu ayki yazımda biraz içinizi karartmak istedim. Merak etmeyin çok kötü şeyler değil okuyacaklarınız. Sadece Polonya’ya gittiğinizde, özellikle kış döneminde karşılaşacağınız bir durum. Şimdiden bu konu hakkında tecrübelerimi aktarıp, sizleri bilgilendirmek istiyorum.

 

Haberlerde, internette veya gazetelerde kısacası haber organlarının herhangi birinde birgün illa şu haberle karşılaşmışsınızdır: “İntihar Oranlarının En Yüksek Olduğu Ülkeler”… merak etmeyin Polonya bu listede değil. Fakat bu haberleri anlayabilmek adına Polonya güzel bir örnek teşkil ediyor. Yukarıdaki haberin detaylarına girdiğinizde bu ülkelerin genelde İskandinav Ülkeri olduğunu hemen hemen hepimiz biliriz. Haberin özeti şudur: “Güneş göremeyen insanlar güneş görenlere göre sürekli içe kapanık, depresif ve stresli oluyor. Bu içe kapanıklık insanı bunalıma sokabiliyor ve bunun sonucunda insanlar intihara meyilli olur vs.”.

 

İlk bu haberi duyduğumda kafamda bunun nasıl bir durum olduğunu canlandıramamıştım. İnsan yaşamadan, tecrübe etmeden çoğu şeyin anlamını kavrayamaz ve duygularını hissedemez. Şimdi size güneşin ne kadar önemli olduğunu anlatacağım.

 

Polonya’nın kuzeyi Baltık Denizi’dir. Baltık Denizi’nin kuzeyi ise İskandinavya… Yani Polonya aşağı yukarı İskandinav ülkelerine komşu bir pozisyonda ve iklim olarak da pek bir farkı yok. Kışları gerçekten çok soğuk oluyor. Eksi otuzu gördüğüm, bıyıklarımın donduğunu hissettiğim zamanlar oldu. Polonya’nın kuzeyinde Olsztyn adlı şehirde bir yılımı geçirdim ve güneşin ne kadar önemli olduğunu burada keşfettim.

 

Olsztyn’a sonbaharda gittim. Burası Türkiye’deki göller yöresi diye tabir edilen yerle aynı. Sekiz on tane gölün bir arada ormanların arasında bulunduğu müthiş doğası olan bir yerdi. Orada geçirdiğim ilk iki hafta yağmursuz bir gün geçmedi. Hava devamlı basık, karanlık ve yağışlıydı. Gün içinde arada güneş açıyor, yağmur kesiliyor ve biraz olsun gün yüzü görüyorduk. Fakat bu çok kısa sürüyordu. Bu durumun bir Akdeniz insanını etkileyen en büyük olumsuz yanı insanı tembelleştirmesi, Akdeniz insanı olarak zaten tembel olduğumuzdan bunu pek sorun etmeye gerek yok. Sorun işin psikoloji boyutunda. Aslına bakarsanız yağmurlu ve basık havaya bir şekilde uyum sağlayabiliyorsunuz. Sonuçta gün ışığını az da olsa alabiliyorsunuz. Asıl soru şu:

 

Ya hiç güneş göremezseniz?

 

Merak etmeyin Aralık ayında günlerin en kısa halini almasıyla birlikte güneş görememe şansınız artıyor. Nasıl mı oluyor? Size anlatayım. Eğer bir Erasmus öğrencisiyseniz zaten gece yaşamaya alışacaksınız. Partiler, organizasyonlar, içki falan derken bir bakmışsınız gündüzleri değil geceleri yaşıyorsunuz. Sabah minimum üçe dörde kadar partilerde vakit geçirdiğim zamanlardan sonra yurda gelip uyumak zaten saat beşi buluyordu. Beşte yatan bir insanın hele ki bir de benim gibi uykucuysa minimum ikiden üçten önce uyanması mümkün değildir. Bu hayata alıştıktan sonra üçten önce uyandığımı hatırlamıyorum. İşte sorunda burada başladı. Olsztyn’da havanın iki buçuk gibi kararmaya başladığı günleri gördüm. Düşünün üçte uyanıyorum ve hava karanlık. Yaşamımı karanlıkta sürdürüyorum. Gece yine yemek içmek karanlıkta, partiye gidiyoruz zaten karanlık. Geç gelip uyanıyoruz saat olmuş üç dört ve yine karanlık. Bu durumun bir hafta kadar sürdüğünü ve hiç gün ışığı göremediğinizi düşünün. Yaşamadan anlayamazsınız ama insanın psikolojisini inanılmaz bir hale getiriyor. Güneş girmeyen eve doktor girer diye atalarımız boşuna söylememiş. Güneş o kadar önemli ki insan için. O bir haftadan sonra o kadar sinirli, bitkin, sıkılgan, bir şey yapmaya mecali olmayan, sürekli yemek yemek isteyen ve her fırsatta uyumanın fırsatını kollayan bir insan haline geldim. İnanılmaz umutsuz biri oldum. Hayattan beklentisiz bir put gibiydim. İşte o zaman neden güneş görmeyen insanların intihara meyillerinin arttığını ve karamsar olduklarını anladım. Ben tabi intihar boyutunun yanına bile yaklaşmadım ama psikolojimin dip yaptığının farkına varmaya başlamıştım. Hemen yaşam tarzını değiştirip, güzel kahvaltı yapıp, günlük göl kenarında güneş ışığı altında doğa yürüyüşleri yaptım. Daha çok insanla muhabbet ederek kafamı dağıttım ve kısa sürede toparladım. Bendeki karamsarlığı ve bitkinliği arkadaşlarımda fark etmişti ve sağ olsunlar hep yardımcı oldular. İki günde kendime geldim. O gün anladım ki, güneş her şeymiş arkadaşlar. Hele ki bir Akdeniz insanı için güneş her şeyden de öte bir varlık.

 

Siz siz olun, bu kadar sapıtmayın ve Polonya’da düzenli bir hayat yaşayın desem de bunu yapamayacaksınız biliyorum. Yardırın gitsin ama kendinizi iyi motive edin ve dediğim güneş olayına çok dikkat edin…

 

 

Yorum yapın

Yorum

Etiketler:
·
Kategoriler:
Erasmus · Gece Hayatı · Yaşam