1 sene önce
3249 Views

Polonya’da Irkçılık ve Gençlerin Vizyonu

Yazar

Polonya’da tam bir yılımı geçirdim. İspanyol, İtalyan, Alman, Litvanyalı ve Leh olmak üzere birçok arkadaşım oldu. Bu süreç zarfında bu kültürleri yakından tanıma ve değişik ülkeleri ziyaret fırsatım oldu. Çoğu zaman tarihi ve siyasi sohbetlerin içinde bulunarak, farklı kültürlerin içinde bulundukları dinamiklere göre Türkler ve Müslümanlar hakkındaki fikirlerini gözlemek benim için keyifli bir süreçti.

 

Ancak yabancıların özellikle Lehlerin Türkler üzerinde inanılmaz önyargılı ve dehşet verici düşüncelerinin olduğunu gördüm. Polonya’daki yaşantımın ilk süreçlerinde insanlarla tanışma evresinde konu istesem de istemesem de Türklüğe ve İslamiyet’e geliyordu. Aslında onlar için Türk kavramı da çoğu zaman yoktu diyebilirim. Kafalarında İslam ve Müslüman kavramının çok sert çizgilerle hayat bulduğunu anladım. Onlar için Türk, Arap, Fars, Hindu veya Paki yoktu. Sadece Müslüman vardı ve insanlara öcü gibi bakıyorlardı. Bu yazımı okuyan kişiler ilk başta olumsuz tepki verebilir ancak özellikle yurtdışında bir yabancıyla tanıştığınızda eğer tanıştığınız kişi daha önceden Türk veya herhangi bir Müslüman’a rast gelmemişse, garip bir negatif enerji ile karşı karşıya kaldığınıza adım gibi eminim. Bu konu ilk başlarda çok canımı sıktı. Çünkü insanlar için Müslüman ise Arap, Türk, Fars vs. fark etmiyor ve hepsini İslam kültürü altında toplayarak kafalarında değişik bir insan profili oluşturuyorlardı.

 

ruslarasaldiranpolonyalilar_0

 

 

Leh arkadaşlarımla daha detaylı bu konuları tartıştığımda ise bir gün biri bana şunu söylemişti. Polonya’daki Arap ve Türklerden çok korkuyoruz çünkü bir gün şehrin herhangi bir yerinde bomba patlatacaklarından çok endişeliyiz demişti. Ne yapacağımı ve nasıl tepki vereceğimi bilemedim ama komik geldi. Ne yapsam da çoğu kişinin fikri değişmiyordu ve inanılmaz ütopyalara inanıyorlardı. Yine en ilginç gelen korkularından biri Türklere vizesiz geçiş olmasına karşıydı çünkü yeniden Avrupa’yı kuşatacağımızı söylüyorlardı. (pek haksız sayılmaz herhalde:) babamın bir sözü vardı; “Bir Türklerde Allah korkusu olmasa dünyayı yakarız. Bizi biraz olsun durduran bu korkudur.” demişti. Babamın ve arkadaşımın dediklerini yan yana koyduğumda biraz tebessüm etmiyorum değil. Şaka bir yana bu derin korkulu düşüncelerinin aslında okul sıralarına dayandığını gördüm. Bu da beni üzdü. İnsanların düşmanlıkla yetiştirildiğini görmek gerçekten anlaşılması güç fakat tarihi perspektifte incelendiğinde adamların korkması ve bazı şeyleri bu korku üzerine inşa etmesi pek de yadırganmamalı aslında.

 

Benim dikkatimi çeken bir garip konu ise Leh gençlerin ülkelerinin geleceğine dair pek bir beklentilerinin olması. Genç nesilde bir ülkü ve vizyon olmadığı sürece o ülkenin geleceği pek parlak değildir. Zaten Polonya geçmişte Almanya ve Rusya arasında çok sıkıntı çekmiş bir ülke, gördüğüm kadarıyla geçmişten pek ders almamışlar. Tanıdığım birçok Leh arkadaş yaz tatillerinde İngiltere, Almanya ve ABD’ye çalışmaya gidiyorlar ve oralarda kazandıkları paralar kendi ülkeleriyle kıyasladıklarında büyük uçurumlar içeriyor. Bu yüzden hedefleri o ülkelere gidip çalışmak ve Polonya’dan kurtulmak. Elbette ki burada anlattıklarım genelleme içermiyor ama büyük bir kitle bu şekilde düşünüyor, özellikle genç nesil.

Yorum yapın

Yorum

Kategoriler:
Erasmus · Genel · Kültür