2 sene önce
2827 Views

Polonya’da İlk Günler

Yazar

Polonya’ya İlk Geliş

Polonya’ya gideceksiniz ve bazı önerilere mi ihtiyacınız var?

Birçoğumuz gibi ben de değişim programları ile Polonya’ya gelen bir gönüllü idim. Buraya hayran kalıp kalanlardanım bir de. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama daha ilk günümden itibaren hem zorluklarıyla hem de kolaylıklarıyla karşılaştığım bu ülkeyi seviyorum.

keep-calm-and-go-to-poland-22

Avrupa Birliği Projesi ile Polonya’nın küçük bir şehrine geldim. Bir yıl olarak belirlenmiş bir projede Polonyalı minik ve çoğunluğu sarışın olan çocuklarla çalıştım. Onlara Türkçe öğrettim, öğretmenlere yardım ettim ve eğlenceli oyunlar oynattım. Kültürümüzden örnekler ile onlara farklı kültür ve dillerin olduğunu göstermeye çalıştım aslında. Projenin bana kattığı ise 3. bir dil, kendime güven, farklı bir kültürü öğrenme, eğlence, her iki haftada bir grip ilaçları ve belki de en önemlisi burada kalmama neden olan güzellikler idi.

İlk geldiğimde çok soğuk bir hava vardı ve o yıl kış 7 aydan fazla sürdü. Bahar gelir umuduyla beklediğimiz Nisan ayında hala kar yağıyordu. Sürekli hasta olmam da bu yüzdendi. Bir de çocuklarla çalışınca daha çabuk hasta oluyorsun. Ancak hemen ardından başlayan Halloween, Christmas Bayramı ve Yeni Yıl kutlamaları ile kış ayı daha da eğlenceli hale gelmişti. Geçen ve bu yıl aslında çok soğuk olmadı. Bahar erken geldi, kar yağışı uzun ve güçlü değildi. Bu yıl ve ya geçen yıl Polonya’da olanlar çok şanslılar. Gelme planınız varsa da siz yine de havalara güvenmeyin!

Zaman geçtikçe daha fazla arkadaş edinmeye başladım. Hepsinden ayrı ayrı şeyler öğrendim. Özellikle de Polonyalı arkadaşlarım olduğundan Lehçe diline çok kolay alıştım ve öğrenmeye başladım. Ayrıca kültürlerini de çok daha yakından ve detayı ile öğreniyordum. Gerçekten zor bir dilleri var.  Başa ve sona gelen ekler, sesli harf bulunmayan kelimeler, harflerin farklı okunuşları gibi nedenler ile zor bir dil. Lehçe de Türkçe gibi, eş anlamlı kelimeler çok fazla. Bir diğer zorluğu da buradan kaynaklanıyor. Ancak Türkçe konuşan biri için telaffuz zor değil. Bizim dilimizde de j,ç,ş,z gibi sesler olduğundan daha rahat telaffuz ediyoruz Lehçe kelimeleri.

Türkiye’de büyük bir şehirde yaşayıp Polonya’nın küçük bir şehrine gelince önce şaşırdım. Çünkü otobüs ile en uzun mesafe 40 dakika. Yaşlı nüfusun fazla olduğu, çalışan insanların büyük çoğunluğunun kadın olduğu bir yerdi. Otobüs şoförleri genellikle kadındı. Bunu gördüğümdeki şaşkınlığımı anlatamam. Yaya şeridi ve trafik ışıkları kullanıldığını görünce de bir şaşkınlık olmuştu. Yaşlı insanlar bile geçen araba olmamasına rağmen aşırı soğukta kırmızı ışıkta bekliyordu. İlk haftalarda trafik ışığının olmadığı ancak yaya şeridinin olduğu yollarda, şoförlerin bana yol vermesine alışamamıştım. Korkuyordum.

İlk yıllarımda annemin yemeklerini çok özlüyordum. Hala özlüyorum aslında. Ama şimdi mecburen yapmayı da öğreniyorum. Ancak ilk yıllarda Polonya yemeklerine pek alışamamıştım. Çorbanın içine makarna ve ya yumurta koyuyorlar. Bir süre sonra alışınca şimdi bütün çorbalarına bayılıyorum. En çok sevdiğim şey yemek pierogi idi. Etli, mantarlı, kapustalı, peynirli hatta içinde çilek olan bile var. Mantının daha büyük hali gibi. Tatlıları ise harika. Tabii bir künefe değil ama Szarlotka ve Pączek benim favorilerimdir.

Son olarak bir öneri; eğer Polonya’da iseniz ve ya gelecekseniz, Polonyalı arkadaşlar edinin, Lehçe konuşmaya çalışın (evet zor bir dil:), pierogi yemeğini, Szarlotka tatlısını deneyin, eğer imkanınız olursa da bütün güzel şehirlerini gezmeye çalışın. Kısacası, imkanlar elverdiği kadar gezin, eğlenin, öğrenin ve kendinizi eve ve ya yurttaki odanıza kapatmayın.

Powodzenia ( İyi şanslar) 🙂

 

Yorum yapın

Yorum