18 Eki 2017

Polonya’da bir Türk dostu; Piotr…

Polonya’ya gitmeden önce kendim için bu kadar çok ilginç hikâye ve anı biriktireceğimi biri bana söylese inanmazdım. Bu ayki yazım için uzun uzun düşündüm ve sizlere Polonya’da bu vatan ve millet için yaptığım en kıymetli işlerden birini anlatmaya karar verdim.

 

Erasmus grubundaki arkadaşlarım için Türkiye gezisi organize etmiştim. Bir haftalık programımıza İstanbul ve Çanakkale’yi sığdırarak on yabancı arkadaşımı ülkemizde ağırladım. Bu inanılmaz tecrübenin ardından tekrar kürkçü dükkânına Polonya’ya döndük tabi. Gezinin yorgunluğunu bile üstümden atamamışken, geri döndüğümüzün daha ikinci gününde başıma çok ilginç bir olay geldi.

 

Dersten dönmüş yurda giriş yapmıştım. Tam odamın önüne geldiğimde kırmızı tişörtlü, sırtında ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! yazan uzun mu uzun biri karşıma çıktı. Hem de tam odamın önünde. İlk etapta olayın beynimde sorgulamasını dahi yapamadım. Çanakkale ve Olsztyn arası Google amcaya göre tam 2430 km. ve ben memleketimden bu kadar uzakta ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! Tişörtlü bir adamla karşılaşıyorum. Öncelikle durdum ve sakin kafayla düşündüm. Sonra baktım ki düşünmek kar etmiyor. Gittim elemanın yanına, tuttum kolundan aldım façasını aşağı. Olsztyn’da bir Çanakkale’li var o da benim lan! Gibilerinden bir aksiyon hayal ettim ama adam 2 metre 10 cm, gözüme kestiremedim. Yanına usulca gidip Hello Bro! İm Seçkin from Çanakkale, Nice to see you in Olsztyn deyip elimi uzattım. Sonra what the fuck are you doing in Olsztyn with this t-shirt? Dedim. adam bana sarıldı. Abe kaynana ne yaptın bize! dedi. Başladı Çanakkale’yi övmeye, Türkleri övmeye. Sonra abe kaynana şarkısından girdi tekrar, oynama şıkıdımdan çıktı. fakat ben olayın şokundan çıkamadım ve elemanı odama davet edip, başını göğsüme dayayıp bana sakince her şeyi anlatmasını istedim.

 

Biz Türkiye gezisindeyken, o da gönüllülük projesiyle Çanakkale’ye gelmiş. Aynı zamanda birbirimizden habersiz Çanakkale’deymişiz. Çocuğu burada çok güzel ağırlamışlar ve tam bir Türk dostu olmuş bir haftada. Çaydanlık ve üç paket çay ile Polonya’ya yollamışlar çocuğu. İspanyol arkadaşlardan biri vasıtasıyla benimle tanışmak için gelmiş. Bazen böyle olaylar karşısında gerçekten de dünyanın çok küçük ve sürprizlerle dolu olduğunu anlıyorsunuz

 

İşte Piotr ile böyle tanıştık. Gel zaman git zaman çok iyi dost olduk. Bir gün benim yanıma gelerek Türkçe öğrenmek istediğini söylediğinde bir anlık gazla ben sana öğretirim dedim ve birden Türkçe derslerine başladık. Ona Türkçe öğretmem karşılığında bana para teklif etti fakat ben kabul etmedim. O günden sonra her derse geldiğinde bana ya içki, ya çikolata yada yiyecek getirip beni mahcup etti. haftada ortalama 2-3 gün birer saatten ders yaptık ve adam üç ayda basit olarak Türkçe konuşmaya başladı.

 

Aradan bir yıl geçti bu sefer o Erasmus öğrencisi olarak benim fakülteye geldi. Biraz takip ettim adam hocalarla cayır cayır Türkçe konuşuyor. Şaştım kaldım. Zaten İngilizce dışında İspanyolca ve Almanca’da konuşuyordu. kafa zehir gibi çalışıyordu. Onun Türkçe konuşma konusunda ilk adımı benim sayemde atmasından dolayı çok mutlu ve gururluyum. Bir gün yine fakültede derse giderken Piotr’ı bir hocayla konuşurken gördüm. Yanlarından geçerken selam verdim ve Piotr beni tutup hocama dönerek: “Benim gerçek öğretmen Seçkin, büyük Türk” diyerek ektiğimi biçmenin haklı gururuyla sınıfıma uçarak gitmemi sağladı.

Yorum yapın

Yorum