2 sene önce
2666 Views

Lehçe Dersleri 4. Cafe ve Restorantlarda Hayatta Kalmak

Yazar

Lehçe Dersleri 4. Cafe ve Restorantlarda Hayatta Kalmak

Merhaba gençler ve genç kalanlar,

Artık Uganda, Japonya, Alaska aktarmalı Polonya’ya ulaştığınıza ve çevrenizi biraz da öğrendiğinize göre hatta Lehçe de öğrenmeye başladığınıza göre (+yha kanka ben partylere bile gidiyom, -iyi aferin sana) yavaş yavaş cafelere, barlara, restorantlara gitmeye de başlamışsınızdır. Hatta Türkiye’ye göre biranın ne kadar ucuz olduğunu görünce sevgili arkadaşlarınızdan “katarzynalara” bira bile ısmarlama heyecanına girenleriniz olmuştur. Ta ki bu heyecanınız gelen garsonun ya da barmenin  makinalı tüfek gibi konuşmasından dolayı sizin değil, karşınızdakinin siparişi vermesiyle kursağınızda kalana kadar. Neden ? Çünkü Lehçe çok zor ben hiçbirşey yiyemem buralarda. Hayır, hiç de öyle değil, sonuçta Lehçe denilen şey bir matematik formülü değil, 2 yaşındaki çocuk annesinden babasından duya duya, göre göre öğrendiyse, siz de aynı şekilde bu Lehçe denen dili duya duya, göre göre, yavaş yavaş öğrenebilirsiniz. İşte bu yüzden, sizlere basit ama etkili “Cafe ve Restorantlarda Hayatta Kalma” rehberini sunuyorum (:

Not;  Burada yazılanların bazılarını özellikle aklınıza iyi kazıyın, tam olarak ne istediğinizi Leh dili (Lehçe) ve gramerine göre %100 doğru anlatamayabilirsiniz, ama kimse de suratınıza gülmez, ne dediğinizi anlar, bu nasıl Lehçe diye sizi aşağılamaz, yabancı olduğunuz her hâlinizden belli, hatta Lehçe konuşmaya çalışmanız hoşlarına da gidecektir. Aklınıza kazıma kısmına gelince bunun en önemli sebebi ise Polonya’da restorant kültürü Türkiye’dekinden biraz farklı. Sadece Lehçe meselesi değil. Masaya gelen garson olayı çok fazla görülen bir olgu değil, genellikle siz girişte söyler yerinize geçersiniz (menü duvarda yazılı olur), bu tarz A la Carte olmayan yerlerden dolayı garsonun getirdiği menüye parmağınızı uzatarak gösterme imkânınız da ortadan kalkar. Size banka numarası gibi bir numara verirler, numara yandığında gider alırsınız. Hatta öyle ki bazı teknolojik müesseselerde siparişinizi ayaküstü aldıktan sonra sizin elinize bir zamazingo verirler, masaya oturduktan sonra siparişiniz hazır oldu mu o zamazingo titremeye, ışık çıkarmaya başlar, siz de ağzınız kulaklarınızda kalkar alırsınız. Şimdi o aletten Türkiye’ye de gelmiş, adını bilmiyorum. Ama kumanda gibi birşey. Aklınızda bulunsun.

 

Restoranda göreceğiniz titreyen zamazingo. Yazı temsilidir.

Restorantta görme ihtimaliniz olan titreyen zamazingo. Yazı temsilidir.

 

“CZY” bilmemiz gereken en önemli şey, nedir bu “CZY” ?

Eğer daha önceki nacizane dersleri takip ettiyseniz, Czy kelimesinin Lehçe denen bu güzel dilde istemek, almak, rica etmek v.b. kalıpların habercisi olduğunu, soru sormanın, veya, ya da, kelimelerinin altın kurallarından biri olduğunu fark etmişsinizidr. Restorant, cafe, bar, pub ve diğer tüm yerlerde, tüm kişilerle olan münasebetlerinizde Czy kelimesini kullanacağınız aklınızdan hiç çıkmasın.

 

Czy burada ya da (or) anlamındadır. Kahve ya da çay ? Tam Türkçesi kahve mi çay mı ?

Czy burada ya da (or) anlamındadır. Kahve ya da çay ? Tam Türkçesi kahve mi çay mı ?

 

Buradaki Czy ise başka bir anlamda. Ne demiştik? Soru sormanın habercisidir bu Czy diye. Hatılarsınız, burada Lehçe konuşuyor musun ? demek istiyor.

Buradaki Czy ise başka bir anlamda. Ne demiştik? Soru sormanın habercisidir bu Czy diye. Hatılarsınız, burada Lehçe konuşuyor musun ? demek istiyor.

 

E iyi kardeşim, anladık da bunu nasıl söyleyeceğiz? diyorsanız, sizi daha önceki nacizane derslere davet ediyorum. Burada hızlıca geçelim, CZ yan yana geldi mi Ç diye okunur, Y harfini ise İ derler geçerler. Yani “Çİ”. Ayrıca, daha önceki derslere davetimin sebebini biraz sonra erkek ve kadına göre değişen farklı soru tipleriyle görmüş olacaksınız, Türkçe’den farklı olarak herşeyin cinsiyeti vardır.

Hazır mıyız ?

Hazır mıyız ?

İşte başlıyoruz;

Önce kadınlar için başlayalım. Çünkü;

women are always right.

Women are always right.

Czy mogłabym poprosić trochę wody?
(Çi mogvabım poprosiç trohe vodı)
Biraz su alabilir miyim ?

Czy mogłabym poprosić trochę wody z lodem?
(Çi mogvabım poprosiç trohe vodı zlodem)
Biraz buzlu su alabilir miyim ?

Czy mogłabym poprosić o lód?
(Çı mogvabım poprosiç olut)
Biraz buz alabilir miyim ?

Czy mogłabym poprosić trochę piwo?
(Çi mogvabım poprosiç trohe pivo)
Biraz bira alabilir miyim ? *** Şimdi bunu böyle söyleyince tuhaf oluyor, biliyorum, ama söyleyebiliriz, maksat mantığını anlamak olsun.

Chciałabym dostać coś innego?
(Hçavabım dostaç tsoş innego)
Başka bir şey alabilir miyim ?

Czy mogłabym poprosić jeszcze jedną serwetkę?
(Çı mogvabım poprosiç yeşçe yednoun servetke)
Bir peçete daha alabilir miyim ? Başka bir peçete alabilir miyim ?

Ja tego nie zamawiałem.
(Ya tego nie zamavyavem)
Bunu sipariş etmedim.

Chciałabym porozmawiać z kierownikiem.
(Hçavabım porozmavyaç z kerownikem)
Müdürünüzle konuşmak istiyorum, müdürün gelsin hadi bakim! (kadınlar fena çemkirir)

Chciałabym zapłacić kartą kredytową.
(Hçavabım zapvaçiç kartaou kredytowaou)
Bunu kredi kartıyla ödemek istiyorum.

Go Sultanahmet go, cami, go go go.

Go Sultanahmet go, cami, go go go.

Şimdi de erkekler için yazalım. Yukarıdakilerin aynılarının erkekler için olanı.

Czy mógłbym poprosić trochę wody?
(Çı mugvbım poprosiç trohe vodı)
Biraz su alabilir miyim ?

Czy mógłbym poprosić trochę wody z lodem?
(Çı mugvbım poprosiç trohe vodı zlodem)
Biraz buzlu su alabilir miyim ?

Czy mógłbym poprosić o lód?
(Çı mugvbım poprosiç olut)
Biraz buz alabilir miyim ?

Czy mogę prosić piwo?
(Çı mogeu prosiç pivo)
Bira alabilir miyim ?

Chciałbym dostać coś innego?
(Hçavbım dostaç tsoş innego)
Başka bir şey alabilir miyim ?

Czy mogłbym poprosić jeszcze jedną serwetkę?
(Çı mogvbım poprosiç yeşçe yednoun servetke)
Bir peçete daha alabilir miyim ? Başka bir peçete alabilir miyim ?

Ja tego nie zamawiałam.
(Ya tego nie zamavyavam)
Bunu sipariş etmedim.

Chciałbym porozmawiać z kierownikiem.
(Hçavbım porozmavyaç z kerownikem)
Müdürünüzle konuşmak istiyorum. Biz erkekler öyle kadınlar kadar çemkirmeyiz. Seninle çıkışta görüşeceğiz tarzında takılırız.

Chciałbym zapłacić kartą kredytową.
(Hçavbım zapvaçiç kartaou kredytowaou)
Bunu kredi kartıyla ödemek istiyorum.

İsterseniz gerçek tavuğumuzdan deneyin.

İsterseniz gerçek tavuğumuzdan deneyin.

Cinsiyetten mümkün mertebe bağımsız olarak söyleyebileceğiniz diğer hayat kurtaran şeyler ise şunlar (Ketçap da hayat kurtarır dedi ya adam diyeceksiniz biliyorum ama ben yine de söyleyim)

Şarap pahalı gibi, söylemesemiydik acaba ?

Şarap pahalı gibi, söylemesemiydik acaba ?

Czy jest keczup?
(Çı yest keçup)
Ketçap var mı ?

Czy jest majonez?
(Çı yest mayonez) (Dikkat edin, Polonya’da mayonez çok pahalıdır, fastfood restoranları bile vermek istemez, ama ketçap isteyin istediğiniz kadar verirler, neden bilmiyorum pahalı ama pahalı)
Mayonez var mı ?

Proszę o pieprz
(Proşe o piepj (bu j yi hem ş hem j gibi söyleyeceksiniz hatta hafiften r de koyarsanız başına tadından yenmez, Lehçe böyle bir dil))
Biberi uzatır mısın ? Karabiber burada biber olarak geçiyor.

Proszę o sól
(Proşe o sul)
Tuzu uzatır mısın ?

Mam alergię na . . .
(Mam alergien na …)
… lı yere koyacağınız şeye alerjiniz varsa bunu diyeceksiniz.

Czekamy już długo.
(Çekamı yuj dvugo)
Çok bekledik, uzun süre oldu, nerde kaldı bu yemeeek!, demek isterseniz diye. Cevap garson size arkasını döndükten sonra şöyle olacak :” wypierdalaj, kurwa…”

To mięso dla mnie jest zbyt surowe.
(To myenso mnye yest zbıt surove)
Bu et bana az. “Biz demeyiz öyle birşey merak etmeyin, duyarsanız diye dedim, malum 40TL/Kg et fiyatı ve eti işlemeyi pek bilemeyen kasaplarımız. Polonya’da 5zl/kg (domuz) 8zl/kg sığır. Fiyatlar ufak tefek fark edebilir.

To jest za gorące.
(To yest za gorontse)
Bu çok sıcak.

To jest za zimne
(To yest za zimne)
Bu çok soğuk.

Proszę rachunek.
(Proşe rahunek)
Hesap lütfen. Ya da suratınızda o sahtekar gülümsemeyle elinizi havaya imza atıyormuş gibi yapacaksınız. Amerikalılar’dan gelmedir bu da, Check please! derler ya, check’e imza atıyormuş gibi.

Ja zapraszam, dobrze?
(Ya zapraşam, dobr(ş+j)e)
Bendensin, tamam? Aha da en çok sevdiğimiz şey. “Senin paran burda geçmez, vallaha olmaz, bak sok o elini cebine” cümlelerini Lehçe’ye çevirirsek tam bizim tarzımız Türk işi olur Polonya’yı sallarız.”

Yemeğiniz nasıl olsun efendim ? Hanfendiyle geldiğinize göre pahalı birşeyler olacak gibi.

Yemeğiniz nasıl olsun efendim ? Hanfendiyle geldiğinize göre pahalı birşeyler olacak gibi.

Bu sefer de soru size gelsin, zaten sorulabilecek pek fazla soru yok, muhtemelen yiyeceğiniz yemeği nasıl isteyeceğinizi soracak, yani şunun gibi

Jak panu (pani) smakuje ……………… (erkekse panu, kadınsa pani) Yak panu (pani) smakuye…
……….. ta baranina / wołowina / ryba /  wieprzowina / cielęcina / wątróbka? ta baranina  / vovovina /rıba/ vyepşovina / çelençina / vonturpka

nasıl istersiniz …Koyun etini  / (sığır) etini / Balığı  / Domuz etini / Ciğeri ?

Bütün bunları anlattık ama, ben size gerçeği söyleyim, %90’ınınız sadece şunu kullanacak;

Kebab z kurczakiem w tortilla. (Dürüm tavuk döner ) Bitti gitti.

Kebab z kurczakiem w tortilla. Tortilla ekmeğinde yani dürümde tavuk döner. (Unutmayın hayat kurtarır)

Kebab z kurczakiem w tortilla. Tortilla ekmeğinde yani dürümde tavuk döner. (Unutmayın hayat kurtarır)


Benim isteğim, %10 luk kesimden olmanız, Erasmus’u, gezileri, okumayı ya da iş gereği burda olanlarınız için işi dolu dolu geçirmeniz, sadece bira içip tavuk döner yiyip gitmemeniz. Detaylara inin, insanları, yemekleri, kültürü, hayatı, değerleri tanımaya çalışın. Hep söylüyorum, yine söyledim. Benden nacizane tavsiye.

Bu da yazının sonu.

Selamlar.

Pozdrawiam.

JestemTurkiem

 

 

Yorum yapın

Yorum

Etiketler:
· · · · · · · · · · ·