12 ay önce
1819 Views

Krakow’da Sarhoş Geceler

Yazar

     Hangimiz Krakow’da sarhoş olmadık ki?

 

Merhabalar Arkadaşlar, aylık yazım için yine karşınızdayım. Uzun bir süredir Polonya’da yaşadığım komik hikâyelere yer vermemiştim. Bugün sizlere muazzam gece hayatı ve tarihi dokusuyla her Polonya’ya gitmiş Türk’ün gönlünde taht kurmuş Krakow’da başımdan geçen bir hikâyeyi anlatmak istiyorum.

 

Erasmus grubuyla Krakow gezisi düzenlemiştik. Parolamız dört günlük gezi boyunca limit olmayacağı yönündeydi. Türkçe mealiyle sapıtmayanı dövecektik. Şarkılar türküler eşliğinde dokuz saatlik bir otobüs yolculuğuyla Krakow’a vardık. İki saatlik bir dinlenme arasının ardından hep beraber yemeğe çıkıp, dönüş yolunda içkilerimizi aldık. Pansiyonun adı Güle Güle Lenin’di. ispanyol bir arkadaş bundan gaz almış olacak ki Güle Güle Lenin diye bağırarak pansiyonun giriş kapısına uçtu ve kapıyı kırdı. Bir an kendi kendime şu soruları sordum; “Ulan ne ara biz bu kadar içtik, ne ara bu adam kapıya uçacak hale geldi?”… bu soruların cevabını bulmaya çalışırken polisin gelmesi beni başka sorulara cevap bulmaya itti; “Babam acaba benim bu halimi görse ne olur? Döver mi? Söver mi? Evlatlıktan reddeder mi?”

 

Bir kere limit yok diye söz vermiştik ve bu konuda milleti ben gaza getirmiştim. Herifler harbiden ciddiye almışlar, ben bu kadarını beklemiyordum. Neyse adamlar madem koptu bizde kopacağız başka çare yok. Devam ettik içmeye. Tabiri caizse hayvanlar gibi içtik. Şarkılar, türküler eksik olmuyor tabi. Bir ara yoldan çevirdiklerimizle halay çektik, çocuklar Türk çıktı hiç bozmadan halaya girdiler. Fakat benim anlayamadığım nokta ne ara pansiyondan çıktığımızdı. İnanın o anları hatırlayamıyorum. Neyse çocuklarla halaydan sonra “Pınarbaşı burma burma”, “Onuncu Yıl Marşı” vb. milli marş ve türküleri söyleyip sarılıp ayrıldık.

 

Bir ara diskoda İspanyol arkadaş Monica koluma girdi ve artık oturmalısın çok sarhoşsun dedi. Ben halaydan diskoya nasıl geldim ve arada neler oldu onları da kaybettiğimi anladım. Bir ara Luis kapıyı kırdığı için polisler gelmişti. ne oldu, nasıl hallettik? hepsi muallakta Monica beni tuvalete götürdü ve elimi yüzümü yıkadı. Allah belamı versin pansiyonda içtiğimiz anla halay çektiğimiz an arası yok. Halay ile disko arası yok. Ne yapacağımı bilemedim. Monica gel bir şeyler yiyelim açılırsın deyince bende tamam dedim ama o an fark ettim ki cüzdanımda cebimde değil. Neyse Monica bana ısmarladı.

 

Benim kafa yerine gelince başladım yine kaldığım yerden. Fakat sıkıntı cüzdanım yok içki içemiyorum. O sırada kafa benden beter olan Pablo yanıma geldi. Bu güzel gecede içmeden durmak ancak senin gibi korkak bir Türk’e yaraşırdı dedi ve damarıma bastı şerefsiz. Ama diyemiyorum ki para yok, cüzdan kayıp. Ne yapsam ne yapsam hemen cinliğe vurdum işi. Siz İspanyollar pintinin önde gidenisiniz, dostlarınıza bile içki ısmarlamazsınız dedim ve birayı kaptım. Başladık içmeye yine. Ben çok geçmeden yine sapıttım. Çılgınlar gibi dans etmeler, dj’in yanına çıkmaya çalışmalar falan.

 

En son tekrar dans pistine daldım ve etrafı yokladım. Bir kızı kestirdim gözüme. Harbiden güzel kızdı. Allah sevdiğine bağışlasın. Timsah gibi sinsice yanına sokuldum. ne yapsam nasıl etsem nasıl olaya girsem diye düşünürken yanına geçtim ve “what a boring night! dedim. Kız döndü ve ben Türk’üm, İzmirliyim! dedi. Ben baktım sakata geleceğiz, hiç çaktırmadan tekrar “Que?” dedim. Kız afalladı. Manyak mı ne? Ben yine “que dices?” dedim. Kızı Türk olmadığıma inandırmak üzereydim. Tipimde sarışın olduğu için Polonyalılara benziyordum. Bir de İspanyolca konuşunca kız büyük bir hata yaptığının farkına vardı. sonunda “Do you speak English?” dedi. Bende “yes, of course, i started to speak english but you speak another language that i cant understand” dediğim an zirve yaptım. Kız tamamen Türk olmadığıma inanmıştı. İspanyolum dedim, arada önümden geçen İspanyol arkadaşlara bir kaç laf atınca da senaryo tam anlamıyla yerine oturdu. Kıza ikimizde yanlızız, bir şeyler içerken en azından birbirimize eşlik edelim, bir biraya ne dersin dedim İngilizce. Kız gülümseyerek tamam dedi. Geçtik bir kenara oturduk. Ben içki ısmarlayacağım ama cüzdan yok, mezarcı gibi takılıyorum. Gittim Pablo’ya borç para istedim. Hemen verdi sağ olsun. Elimde biralarla kızın yanına döndüm. Adı bende kalsın, sohbet etmeye başladık. İlk yudumu kaldırdık ve şişeleri tokuşturduk. Bende bombayı patlattım ve afiyet olsun yarasın dedim. Kız bir bozuldu. Senin Türk olduğunu biliyordum dedi. Bırak dedim ya nereden biliyorsun, iyi kandırdım ama seni itiraf et dedim. Kız fazla ısrar etmedi ve mağlubiyeti kabul etti. Çok sinir olmuştu ama çok hoşuna da gitmişti bu durum. Derken biz muhabbete başladık. Alkol seviyemiz siyasete gelmişti. Kız İzmirli. Bende siyaseti seviyorum. Başladı hükümete giydirmeye. O beni gazlıyor, ben onu. Başladım akıllı mantıklı bir dilde siyasi birikimimi döktürmeye. Birikim dediğimde ne ki? Aklı başında cümleler falan kurmaya çalışıyorum, işsizlikten falan bahsediyorum. Milliyetçilikten girip, mazlumların, işçilerin haklarından çıkıyorum. Her kesime hitap ediyorum. Derken etrafımızdan Türkçe küfürler duymaya başladım. Abi kafayı bir kaldırdım, etrafımda yirmi tane Türk. “Abi ne güzel konuştun, valla ülkenin durumu vahim çok iyi özetledin, abi sen parti kur oy vermeyen şerefsiz. Abi Türkiye’de mutlaka irtibatta olalım.” Lan ne oluyor dedim kendi kendime bir gaza geldim. Zaten yirmi kişiyiz, diskoyu ele geçirebiliriz diye düşündüm. Yirmi kişi daha bulsak Krakow başkent olmak üzere Polonya’da bağımsız bir Türk devleti kurardık. Sonra yanıma bir baktım, o tanıştığım kız gitmiş, yok. Sağa sola baktım, diskonun her yerini gezdim ama yok. Zalimin kızı beni o gruba hitap ederken görecekti. Gönüllerin lideri olmuştum. Krakow’u başkent yapsaydım, böyle olmazdı, o zaman gelirdin ama sultanım olmaya dedim kendi kendime. sonra Allah belanı versin halüsinasyon mu görüyorum falan oldum. Yok, gerçekti hepsi. Saate baktım sabaha karşı beş olmuş. Dedim kardeşlerim ben gidiyorum, hepiniz kendinize iyi bakın. bir Türk’e yakışır biçimde ülkemizi bu uzak diyarda temsil edin ve güzel izler bırakın. Alkışlar arasında oradan ayrıldım. Aslında şarkıya eşlik ediyorlardı ama ben çıkarken sanki beni alkışlıyorlar gibi oldu, hiç bozuntuya vermedim. Kendi kendimi gazladım.

Bu arada cüzdanım yastığımın içinden çıktı….

 

 

 

Yorum yapın

Yorum