2 sene önce
7055 Views

Erasmus’ta Sınav Geçme Taktikleri

Yazar

Polonya’da sizi bekleyen tek stres sınav stresidir. Ancak şanslısınız vereceğim taktiklerle sizi Tilki gibi kurnaz birer Erasmus öğrencisi yapacağım. Sonrası mı? hadi hep beraber okuyalım…

c55200b6-c8db-4c48-bb45-101d638c8e3c

 

Arkadaşlar bu teknikler bizzat tecrübe edilmiş tekniklerdir. Erasmus’ta derslerinizi kayıpsız geçmek istiyorsanız, mutlaka bu adımları takip edin. Çok aksi durumlar olmadıkça derslerinizden %100 geçme garantisi veriyorum. Polonya’ya Erasmus’a gitmişsiniz, gezip tozmak, partilere akmak varken ders mi çalışacaksınız? Arkadaşlar unutmayın!! İlk ve tek şart; “ sürekli inkâr ve Lehçe dil problemi”.

 

İlk önce dersini aldığınız hocalarla tanışmak ve iyi bir izlenim bırakmak çok önemli, saygılı ve uzlaşmacı bir görüntü çiziyoruz. Medeni cesaret, yani tabiri caizse göğüs göğse mücadele şeklinde hocalara kendinize olan güveninizi gösterir şekilde, sempatik ve bir o kadar kendinden emin sohbetler ve diyaloglar kuruyoruz. Bu bir…

Tanışma faslından sonra hoca size ders programlarını verecektir. Önce bir ders programını görelim. Ders programına ilk hafta hiç kaçırmadan uyuyoruz, derslere %100 katılım sağlıyoruz arkadaşlar. Bu iki…

Her yerde cins adam olacağını hesap edersek, teorik derslere bile katılmanızı isteyecek olan cins hocalar çıkabilir. Burada devreye imza olayı giriyor. Türk arkadaşlarınızla bu işi çok güzel yürütebilirsiniz. Ancak İtalyan ve İspanyol arkadaşlarınız varsa soluduğu nefesten bile korkacağı için sizin yerinize imza kesinlikle atmazlar. Sizde onların yerine atmayın diyeceğim ama adamlar eşek gibi ders çalışıp devamsızlıklarına zaten özen gösterirler.

İlk hedef en azından teorik derslerden yırtmak! Uygulama dersleri bir şekilde halledilir. Bu yüzden teorik dersler için dil kozunu öne çıkartıyoruz. Bunun içinde en kral yalanları sizin için derledim:

 

  1. Lehçe çok zor dil!  Bu kadar kısa sürede öğrenip dersleri anlamamız imkânsız!
  2. Zaten siz dersi İngilizce anlatmıyorsunuz! Bizde bu kadar kısa sürede Lehçe öğrenemeyeceğimize göre biz teorik derslere gelmesek olur mu?
  3. Hiç gelmeyelim demiyoruz. En azından uygulamalara katılarak bilgi birikimimizi pratiğe dökmüş ve öğrenmiş oluruz!
  4. Hocam biz Erasmus öğrencisi olduğumuz için, birçok organizasyon ve gezi oluyor. Onlara katılmamız zorunlu ve genelde derslerle çakıştığı için katılamıyoruz. (çok büyük yalan ama iş yapıyor)
  5. Ya da şöyle yapabiliriz; siz bize bir konu verin ve biz onunla ilgili bir ödev hazırlayıp size sunalım! Hem sizin için hem de bizim için daha kolay olur.
  6. Bize sene sonunda sınavlardan önce konu başlıklarını verin ve bizi sorumlu olduğumuz bu konulardan sınav yapın.

 

Arkadaşlar dikkat ederseniz, sınav konusunu en son açıyoruz. Daha doğrusu mecbur kalmadıkça açmıyoruz. Kaçabildiğimiz kadar kaçmamız lazım. Ödevdir, dildir, Erasmus organizasyonlarıdır, yapabildiğiniz kadar cinlik yapmanız lazım. Baktınız olmuyor en son çare olarak 6 numaralı seçeneği devreye sokuyoruz. Kabul edilmeme ihtimali yok. Sınav Allah’ın emri ama en azından derslere girmekten yırtmış oluyoruz.

Hoca size ödev verirse, işten yırttınız. O dersi geçtiniz sıkıntı yok. Sizden iki şey isteyebilir. Bir hazırladığınız ödevi sunmanız, iki hazırladığınız ödevle ilgili ufak bir sözlü sınav. Sunumsa korkmayın, 15–20 slâyt yapıp okuyun geçin. Sunumdan sonra bir iki soru sorarlar, bilemeseniz bile sıkıntı yok. İlla birkaç kolpa cevap vermeye çalışın. Yalan bol. Benim araştırdığım kaynakta böyle geçiyor hocam deyip atın. Getir o kaynağı bakacağım diyen bir hoca çıkmadı, çıkmayacaktır da.  Sözlü sınavda ise hocanın sorabileceği şeylere hazırlıklı olun. Ters köşe olacağınızı anladığınızda direk olarak 4. seçeneği araya sokun. Hocam Erasmus öğrencisiyiz, organizasyon çok, dersler ağır. Elimizden bu kadarı geliyor. Kafa ütüleyin. Hoca erkekse konuyu bir şekilde futbola, siyasi konulara, kadın ise turizme çekin. Dağıtabildiğiniz kadar dağıtın. Başarılı olacaksınız. Bu yüzden sınavları yazılı değil mümkün mertebe sözlü isteyin. Çünkü konuyu dağıtma şansınız çok yüksek. İstediğiniz yere yönlendirebilirsiniz. Artık ağzınız ne kadar laf yapıyor iş ona kalmış.

 

Bu tür sınavlardan bir hafta önce kadar altyapı çalışmalarına başlamanız lazım. Şunu çok iyi gözlemleyin. Hocanız yoğun biri mi değil mi? Eğer yoğun biriyse Erasmus öğrencileriyle pek fazla uğraşmak istemeyecektir ve bu büyük bir avantaj. Bitse de gitsek havasında olacak ve sizi bir an önce aradan çıkarmaya çalışacaktır. Böyle adamlara iyice yürüyün. Sınavdan bir hafta önce çalışkan öğrenci ayağına yatıp birkaç soru sormaya gidin. Ders grubunuzda İspanyol veya İtalyan öğrenciler varsa sınavdan birkaç gün önce mutlaka futbol muhabbeti yapmaya gönderin. Mümkünse giderken şarap hediye alın. Hoca iyice gevşesin. Arkadaşlar bu anlattıklarımın hepsi başımdan geçmiş ve başarılı olduğum uygulamalar.

En kritik noktalardan biri ise hoca size kaç vereyim diye sorduğunda ortama çökecek olan gergin anları akıllıca yönetmek. İlk hedef nedir arkadaşlar? Dersleri geçmek. Not önemli mi? Önemli diyen biri varsa otursun zaten ders çalışsın. Bu yazıyı da hemen unutsun. Eğer ben geçeyim yeter, gözüm yükseklerde değil diyorsanız zaten en az BB’yi kaptınız. Hoca size ne not istediğinizi sorduğunda; mütevazı olacaksınız. Hocam siz daha iyi bilirsiniz deyip boynunuzu bükeceksiniz. İlla kaç istediğin konusunda ısrar ederse pazarlığı BA’den açacaksınız. Beklentiler bir anda yükselecek. Yükseği hedefleyeceksiniz. Çünkü adam not vermek istiyor.

 

Şimdi size başımdan geçen bir olayı anlatarak yazımı bitireyim. İlk dönem cerrahi dersi için tam 10 tane sunum hazırladım ve bana söylenilen günde hocaya diğer arkadaşlarla teslim ettim. Ertesi gün gittiğimizde hocayı bulup ödevlerimizi sorduğumda şu cevabı aldım;

 

“Evet hepinizin ödevlerini kontrol ettim. Hepsi süper olmuş!”.

 

İspanyol arkadaşlar çılgınca sevinirken ben bir köşeye geçmiş sinsice olayın çözümlemesini yapıyordum. Hoca inanılmaz yoğundu ve biz beş kişi toplam 50 sunum teslim etmiştik. O yoğunlukta hocanın bu kadar sunumu incelemesi imkânsızdı. Ayrıca süper olmuş demişti. Benim sunumların baştan sağma beş para etmez sunumlardı. Bizi başından sağıyordu.

—Vay beee! Anadolu çocuğu bunu yer mi? dedim içimden. O gün ilk dönemin cerrahi derslerini geçmiştim. Aynı zamanda ikinci dönemki cerrahi derslerini de geçtiğim için sessiz bir zafer kutladım.

 

İkinci dönem geldi, yine aynı hoca yine ödevler ve sunumlarla karşımıza dikildi. Bize verdiği çeşitli ödevleri yapmak için çalışmalara başlamak yerine benimle birlikte dersi alan beş İspanyol arkadaşı odama çağırdım ve hepinize bu dersi geçirteceğim diye büyük bir konuşma yaptım.  Herkes şaşkındı. Hem korkuyorlardı hem de heyecanlıydılar. Onlara ilk dönemki gözlemlerimi anlattım. Bizim teslim ettiğimiz ödevlere bakmadı bile bundan eminim dedim. Peki şimdi ne yapacağız dediler. Ben de bir şey yapmayacağız, ilk dönem hazırladığımız ödevleri aynen yine teslim edeceğiz dedim. Hepsi şaşkınlıktan küçük dilini yutmuş gibiydi. Daha önce aramızdaki rekabetten dolayı bir hikâyemde bahsettiğim arkadaş Nacho, ben seninleyim, sana sonuna kadar güveniyorum. Sen diyorsan doğrudur demişti. Daha önce başımızdan geçen birkaç olayda yanılmamam ve doğru adımlar atmam onun bana sınırsız güven duymasını sağlamıştı. Bu yüzden hiç tereddüt etmedi.

Diğer dört İspanyol arkadaşa dil döktüm. Boşuna ödev hazırlayacaksınız, uğraşmayın dedim. Benden iki gün süre istediler. Adamlar çok tırsak çünkü. İki gün sonra dört kişi geldi ve bana şu lafı söylediler;

 

“Seçkin, sen yılandan bile zehirli bir adamsın. Ama bizi hiç yarı yolda bırakmadın. Seninleyiz!” dediler. Hakaret miydi? Övgü müydü? Anlamadım ama bana güvenmeleri hoşuma gitmişti.

 

Oyunu kurdum. Sınavdan iki gün önce topladığımız parayla şarap ve Barcelona atkısı aldık ve hocayı ziyarete gittik. Bu güzel ortamda ödevlerimizi teslim ettik. Hoca ilk dönem ödevleri kontrol etmediği için, aynı ödevleri verdiğimizin farkına bile varmadı. Üstüne aldığımız hediyeler için çok mutlu oldu. İki gün sonra gittik sınava. Ben deki de yüzsüzlük, bari o slaytlara çalış be arkadaş!

Hoca bana 10 tane soru sordu. 9 tanesini bilemedim. 1 tanesini cevapladım. O da yanlış çıktı. Hoca ayağa kalktı ve;

 

“Seni tebrik ediyorum, çok iyi iş başardın. Sana BB veriyorum” dedi ve elimi sıktı. Bu kadar yerin dibine girdiğim bir zaman hatırlamıyorum. Teşekkür ettim. Diğer arkadaşlarda benim gibi yarım yamalak cevapladı ve dersi geçtiler.

 

Bir senelik Erasmus programı boyunca, yalan dolan, sunum, sözlü sınav derken normal derslerim dışında üstten aldığım derslerle birlikte tam 24 tane ders geçtim. Vatana millete hayırlı olsun!

Yorum yapın

Yorum