25 Tem 2017

Antipolonism – Polonya Nefreti

Merhaba,

Peşin not; Not; yazı uzun ve bilgilendirici olacaktır, “bana ne ya ben gideceğim club’a bakarım, yansın dünya umurumda değil” diyenleri sitede bulunan birbirinden şahane konulara doğru “do zobaczenia!” diyerek uğurluyoruz.

Bugüne kadar beni az-çok takip ettiyseniz eğer, nasıl bir karaktere sahip olduğumu da anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Bugüne kadarki yazılarımda siz değerli Polonyam.com takipçilerinin benim yazdıklarımı okurken keyif almasını 1. hedefim seçtiğimden hep eğlenceli bir anlatım tarzı kullanmaya çalıştım, fakat hayata sadece tozpembe bakmak, eğlenmek, gülmek, gezmek benim tarzım değildir. Gerçekçiliğin bir insanın sahip olabileceği en önemli meziyeti olduğunu bilirim ve yalanlarla dolu sahte mutlu ortamlarda bulunmaktansa belki o kadar şamatalı değil ama en azından gerçek, dürüst insanların olduğu ortamlarda bulunmaktan zevk alırım.

Elbetteki sizlerin Polonya’da güzel anlarla dolu olmanızı arzu ederim, fakat hiçbirimiz kredi kartı şifrelerinin doğum tarihi olduğu, kapıların pencerelerin açık bırakıldığı, arabanın anahtarının üzerinde bırakılıp gezildiği bir dünyada malesef yaşamıyoruz. Polyanna’cılığın artık çok uzakta kaldığı günümüze endeksli yazılarımda tüm içeriğin makara-gırgır olmasından çok, daha önceki tecrübelerimin başkalarının bu tecrübeleri kötü bir şekilde yaşayarak öğrenmesinin önündeki en büyük engel olmasını isterim.

Hiçbiriniz bu siteye efkarlanmak, bir “küçük” devirmek için girmiyorsunuz, bunu biliyorum, o yüzden “adam ergen kız moduna bağladı, birazdan “kimse beni anlamıyor diyip kapıyı çarpıp odasında müzik dinleyecek neredeyse” demeyin, ben yine elimden geldiğince sizlere tebessüm ettirebilecek, “hacı Leh kızlar şöyle” ya da “kızııım Maciek ne kadar yakışıklı dimi yaa” , “kanka jakdojade’den baktım 152 8 dk’ya kalkıyor koş” derken yaşadığınız mutluluğun bir kısmını yaşatmaya çalışacağım, başarabilirsem ne mutlu.

Ama bugün demin bahsettiğim “gerçekcilikten” yana bazı şeyler yazmak istiyorum. Şimdiden söyleyeyim, bu yazıda “9 tane shot attım hiçbir şey olmadı, burada bira sudan daha ucuz olduğu için bira içiyoz ehe ehe” gibi şeyler bulamayacak, belki bu yüzden biraz sıkılacaksınız, ama eminim ki bu yazı da mutlaka birilerine ulaşacak ve birileri “vay anasını öğrendiğim iyi oldu” diyecek.

Bu kadar gevezelikten sonra gelelim yazıya, nedir bu Polonyalı nefreti (Antipolonism)? Aslında Polonyalı nefreti anlatmak istediğimi tam olarak karşılamıyor, Türkçe’nin bu konudaki “derinliği” diyelim, anlatmak istediğiniz şey bazen akla gelen ilk anlamı değil de ikinci hatta üçüncü beşinci anlamı olabiliyor.

Polonyalı nefreti (Antipolonism) derken, Polonyalı’lar şöyle nefret eder, böyle nefret eder, kincidir, kafaya taktı mı yıllarca unutmaz demek istemiyor, diğer milletlerin ve ülkelerin Polonyalılar’a karşı olan nefretinden, Leh kültürüne karşı aldıkları tavırdan, mutsuzluğundan, “sevmemezciliğinden” kısacası “Anti-Polonyalılıktan” bahsediyorum. Yazarlarımızdan doğma büyüme Leh olan ama bize karşı olan sevgisi ve ilgisinden dolayı kendisini artık Türk olarak nitelendirebileceğimiz “Orhan’a” buradan selam gönderiyorum. Kendisi de tıpkı sizin gibi benim Polonya’yı ne kadar çok sevdiğimi, Leh denen milleti ne kadar çok sevdiğimi, onlara ne kadar çok saygı duyduğumu, hatta kıvrana kıvrana Lehçe öğrenmeye çalıştığımı bilir.

Bu yazı kesinlikle Polonya ve Leh karşıtlığı (Antipolonism) yapmamaktadır, aksini düşünenler hangi sitedeki yazıyı okuduklarını hatırlasınlar. PolonyaM, benim Polonyam ! Moja Polska !

 

Kocham Polskę

Kocham Polskę

Polonya Nefreti- Leh Karşıtlığı- Antipolonism 

Tüm bu kavramlar Polonya ve Lehler’e karşı, bilhassa onların kültürlerine karşı saldırganlık derecesinde büyük nefreti tanımlar. Sadece Polonya Cumhuriyet’i içerisindeki Lehler’i değil, bugün özellikle birçoğu İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan ataları Leh olan insanlara karşı olan nefreti de nitelendirir ve en genel tanım olarak Antipolonism ile ifade edilir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda patlak veren Naziler, Ukrayna’daki ultranasyonalist (aşırı milliyetçi) ve Sovyetler’deki bazı kuvvetlerin ortaya çıkardığı bir harekettir. Günümüzde, Lehler’e karşı onları ortadan kaldırma düşüncesinden çok onları dışlama ve onlara karşı bazı basma-kalıp düşünceleri yayma olarak görülmektedir.

Antipolonism olayı yazılı olarak ilk Franciszek Bujak tarafından 1919’da yazdığı essay La Question juive en Pologne (“Jewish Question in Poland, Polonya’daki Yahudi Sorunu”) yazılan yazıda görülmektedir.  Polonya’da ise bu kavram Jan Jozef Lipski tarafından Solidarity (hani Solidarność derler) döneminde, yani bir çeşit dayanışma döneminde Yahudi karşıtlığına karşı bir suçlama olarak kullanılmıştır. Ne demek bu? Başta tüm emperyalist devletler ve onun kuklası olan küçük topluluklar tarafından Polonya’da Yahudi karşıtlığı vardır denilince bizim Lipski de asıl Leh karşıtlığı var demek için bu kavramı kullanmıştır.

Antipolonism ‘in özellikleri

-Organize bir şekilde Polonyalılar’a işkence edilmesi, bu görüşü destekleyenler Polonyalılar’ın başkalarının varlığını tehdit ettiğini düşünürler.
-Polonyalılar’ın yani Lehler’in tamamen ortadan kaldırılması,  xenophobia (ksenofobia-yabancı düşmanlığı, yabancı korkusu).
-Kültürel antipolonism, Lehler’in insan olarak tasfiyesinden ziyade, Leh kültürünün, dilinin, eğitiminin tamamen ortadan kaldırılmak istenmesi.

Polonyalılar’a bu baskıları yapma fikri yani Antipolonism, ilk olarak Alman imparatorluğu zamanında Otto von Bismarck tarafından dile getirilmiş, daha henüz 1. Dünya Savaşı bile çıkmadan bu fikri harekete geçirmek için öncü Naziler diyebileceğimiz kuvvetler oluşturulmuştur. Amaç Polonyalılar’a tamamen güncel hayattan el etek çektirmek, daha önce yazdığım gibi dillerini, dinlerini, kültürlerini yaşatamamalarını sağlamaktır.

Polonyalılar giremez. 1939'da Alman işgali altında olan Polonya'dan bir resim.

Polonyalılar giremez. 1939’da Alman işgali altında olan Polonya’dan bir resim.

Hmm, demek ki bütün iş Alman Naziler’in sahip olduğu bir nefret, Antipolonism işi Almanlar’dan çıkmış, diyenleri görür gibiyim. Benim söyleyeceğim ise “kesinlikle hayır”. Bugün, Polonya’da göreceğiniz yaşça büyük Polonyalı’lar biraz daha Rus yanlısı gibi bir imaj verseler de, Polonyalılar’a karşı Ruslar’dan da büyük bir nefret söz konusudur. Rus’lar içerisinde de Antipolonism yaygundır. “Yahu bu Polonyalı’lar biz Türkler’i neden bu kadar çok seviyor, neden bizle ilgileniyor, dilimizi öğrenmeye çalışıyor, yolda, barda, club’da karşılaştıklarında neden ilgi duyuyor?” diyenleriniz olursa belki de bunun sebebi alttan alttan gelen tüm komşularımız bize sırtını döndüğünde bir tek Türk’ler yanımızdaydı düşüncesi olabilir. Polonya’nın dağılmasını tanımayan tek devlet Osmanlı Devleti iken, bugün “Adampol” yani Polenezköy gibi yüzyıllar geçmesine rağmen dillerini, dinlerini, milli kimliklerini başka bir ülkenin topraklarında koruyabildikleri bir yerleşim yeri gerçeği varken fazla da düşünmemek gerekiyor. Bana bir tane daha millet söyleyebilir misiniz yüzyıllar geçmesine rağmen başka ülke topraklarında kimliklerini bu kadar iyi koruyabilen ?

1918 yılına ait bir Sovyet propaganda afişi. Polonyalı zenginin köylüleri nasıl sömürdüğü, gerçek dostlarının Ruslar olduğu belirtiliyor.

1918 yılına ait bir Sovyet propaganda afişi. Polonyalı zenginin köylüleri nasıl sömürdüğü, gerçek dostlarının Ruslar olduğu belirtiliyor.

Rusya demişken, Rusça’da мазурик diye bir kelime vardır, Mazurik diye okunur.  Anlamı ise yankesici demektir. Polonya’da ise Masuria diye bir bölge vardır, yani kısacası Masuria bölgesinden Polonyalı ile yankesici aynı kelimeyle anlatılmaktadır.

Polonyalı tesisatçı ise Antipolonism kavramı için tam bir klişedir ve aşırı fakir Polonyalılar’ın Avrupa’nın diğer yerlerinde sadece tesisatçı olarak çalışabileceğini anlatır.

Bir başka kızıl ordu propaganda afişi. 1920 lerden 30 lara kadar kullanılan bu afişte, bir Rus askeri Polonyalı tobrak sahibinden köylüleri kurtarmakta. Polonyalı'nın tasvirine bakın.

Bir başka kızıl ordu propaganda afişi. 1920 lerden 30 lara kadar kullanılan bu afişte, bir Rus askeri Polonyalı toprak sahibinden köylüleri kurtarmakta. Polonyalı’nın tasvirine bakın.

Naziler’in Polonyalılar’a karşı olan öfkesi çok açık bir şekilde dile getirilmiş, aşağıda görüldüğü üzere sırf kendilerini selamlamadı diye veyahut bu tarz basit yalanlarla Polonyalı’lar hakkında yüzer kişilik idam listeşeri çıkartılmıştır.

Varşova'da 100 kişilik idam listesi.

Varşova’da 100 kişilik idam listesi.

 

Bolşevik Rusları'nın halkı ajanlara karşı dikkatli olmaya yönelttiği bir afiş. Gölge içerisindeki adamların üniformaları Polonyalı üniformasıdır.

Bolşevik Rusları’nın halkı ajanlara karşı dikkatli olmaya yönelttiği bir afiş. Gölge içerisindeki adamların üniformaları Polonyalı üniformasıdır.

Naziler’in toplama kamplarını bilmeyenleriniz yoktur. Bu toplama kamplarında Yahudilerle beraber Yahudi olmayan Polonyalı’lar da çoğu zaman ayırt edilmeksizin öldürülmüştür. Yahudi’ler kollarına Davut yıldızı takmaya zorlanırken (kolay ayırdetmek için) Polonyalı’lar da şu bandı takmaya zorlanmışlardır.

Polonyalı bandı, bahsedilen.

Polonyalı bandı, bahsedilen.

 

Günümüzde durum nasıl?

Günümüzde Polonyalılar’a ve onların kültürlerine karşı olan baskılar doğal olarak Polonya harici ülkelerde hâlâ yoğun durumdadır. Etkisi geçmişe göre fazla olmasa da, hâlâ devam etmektedir. En sonki Antipolonism örneğini bugün izledim. Belki tamamen Antipolonism diyemeyiz, genel olarak yabancı karşıtlığı diyebiliriz fakat bugün izlediğim bir habere göre, Almanya’da 4 katlı bir binada çıkan yangın sonucu 6 kişi ölmüştür. Binadakilerin ise Polonyalı işçiler olduğunu belirtirsem durumun vahamiyetini açıkça görebilirsiniz.

2004’de Birleşik Krallık (ingiltere) Avrupa Birliği Genişleme Protokolü’nü imzaladıktan sonra Birleşik Krallık’taki Polonyalı sayısı 2004’den bugüne 2 katına çıkmış, bazı yerlerde Polonyalı şehirleri kurulmuştur. Bu da Antipolonism ‘e davetiye çıkarmıştır. Burada yaşayanlar Polonya ürünlerinin satıldığı dükkanlar açmış, kimi zaman saldırılara maruz kalmışlardır.

Ukrayna’nın batısında ise durum daha da kötüdür ve Antipolonism kavramını en iyi burada görürsünüz. Bilirsiniz, eskiden Ukrayna’nın batı tarafı Polonya’ya aittir. Erasmusa gidenlerin %70’i Lviv aktarmalı gittiği için bu farkı görmüşlerdir, Lviv adeta bir Polonya şehri gibidir, doğası, yapıları, insanları. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu topraklar Ukrayna’ya devredilince burada kalan Polonyalı’lar azınlık durumuna düşmüş ve kötü şartlara maruz kalmışlardır.

Lviv'de işkence görmüş Polonyalı profesörlerin listesinin olduğu bir anıt. Şuan Lviv'de bulunmakta. Üzerindeki yazı ise, "Polonyalılar'a Ölüm !"

Ukrayna’dan bir Antipolonism. Lviv’de işkence görmüş Polonyalı profesörlerin listesinin olduğu bir anıt. Şuan Lviv’de bulunmakta. Üzerindeki yazı ise, “Polonyalılar’a Ölüm !”

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Antipolonism durumu ise biraz daha farklıdır. Tüm dünyanın jandarmalığına soyunan petrole susamış ülkesi ABD, medya aracılığıyla kendini naif olarak göstermekte, ama çaktırmadan da Polonyalı düşmanlığını göstermektedir. 14 Kasım 2007’de FOX ‘da yayınlanan Back to You, “Something’s up there” isimli dizide Polonya kökenli bir arkadaşını bowling maçına ikna etmeye çalışan bir Amerikalı “hadi ama, bu senin kanında var, yapabilirsin, tıpkı kielbasa (Polonya sosisi) ve Nazilerle iş birliği yapmak gibi” demektedir, daha sonra FOX bunun için özür dilese de bu tarz göndermelere bugün bile denk gelebilirsiniz, kaldı ki bugün bile dediğime bakmayın bu olay 2007’de yaşanmıştır.

Rusya’daki Antipolonism, öc almaya dayalıdır. Varşova’da Polonyalı’lar tarafından dövülen Rus gençlerin intikamı olarak birçok kez Moskova’daki Polonya elçiliğinde çalışan diplomatlar kaçırılıp, elçiliğe yakın mekânlarda günlerce gün ışığı almayacak şekilde dövülmüştür.

Bu tarz birebir şiddetin haricinde, yukarıda saydığım ülkelerde yaygın olarak Polonyalı şakaları yapılmaktadır. Bu şakaları fıkra olarak nitelendirebilirsiniz. Fıkralarda genel olarak “kafası çalışmayan, pis, fakir, ezik” tipler Polonyalılar’a atfedilir. Bildiğim birkaç fıkra var fakat hoş olmayan fıkralar oldukları için buraya yazmıyorum, araştırırsanız bulabilirsiniz.

 

Evet, bunları okudunuz da ne oldu? Ne işinize yarayacak? Şimdi Katarzynalarla, Macieklerle gezmek varken niye bunları okuyasınız ki?

Bilmiyorum, belki bu dünyaya sadece içki içmek, 2 notalı club müziklerini dinlemek için gelmediğinizi, size bahşedilen en önemli organınız olan beyninizi kullandığınızı, bu tip şeyler hakkında da bilginiz olduğunu göstererek ortamlarda şekil yaparsınız 🙂 En kısa zamanda “daha çok” beğeneceğiniz “Polonya’nın hangi şehrinde hangi club’a gidilmeli?” isimli bir yazıda görüşmek üzere.

Okuyana teşekkürler, kendinize iyi bakın.

JestemTurkiem

Yorum yapın

Yorum